İbrahim Ethem Hazretleri (k.s) birini çok üzgün görür, ona üç soru sorar:
-‘’Dünyadaki bütün hâdiseler takdir-i ilahî olmadan meydana gelebilir mi?’’
-‘’ HAYIR! ‘’
-‘’Sana ayrılan rızkı başkası yiyebilir mi?’’
-‘’ HAYIR! ‘’
-‘’Sana verilen ömürden kısalma olabilir mi?’’
-‘’ HAYIR! ‘’
‘’O halde niçin üzülüyorsun?’’ Öyle dertler, acılar vardır ki tesellisi yalnızca Allah'a bırakıp Rabbimize tevekkül etmektedir. Hayat imtihanında tevekkülümüz tam olmadığından acımız, derdimiz, ızdırabımız bitmiyor. Oysaki Allah'a tevekkül edenin dünyasında, aleminde ızdırap, acı, keder ya yoktur veya çok azdır. Hem Allah'tan geldiği bilinirse elem de tatlı olmaz mı?
Büyük bir alime sormuşlar neden bu kadar sakinsiniz..?
Dedi: uzun zaman okumam ve tecrübelerimin neticesinde yaşamımı beş esas üstüne kurdum:
- Benim rızkımı kimsenin yiyemeyeceğini anladım ve sakinleştim.
- Allah'ın beni daima gördüğünü anladım ve hâya ettim.
- Benim işimi kimsenin yapmayacağını anladım ve çalışmaya koyuldum.
- Anladım ki işimin sonu ölümdür ve ona hazır oldum.
- Anladım ki iyilik ve kötülük her ikisi de kalıcıdır, dolayısıyla iyiliklerimi çoğalttım ve kötülüklerimi azalttım...