Yeni nesil, "Varlık" nesli, Orhan Veli gibi şairlerin izindedir. Akif gibi devlerden bihaberdir. Orhan Veli'nin "tak takıştır, sür sürüştür" gibi sokak tekerlemelerinden başka bir şey olmayan umumhane şiirleri, yenilerce Âkifin "Bülbül"ünden "Çanakkale'sinden daha mühimdir (!).
Âkif, yegâne cemiyetçi şairimizdir. Onun kadar hiç kimse, cemiyetimizin, milletimizin dertlerini ele almamış, işlememiş. görmemiş. göstermemiştir. Ferdiyetin dar sınırlarından cemiyete teveccüh eden bugünün sözde şair, romancı, hikâyecileri dahi, henüz M. Âkif'in eserleri çapında bir eser verememişlerdir.
Kendi zamanındaki şair ve romancılar ise, bu canlı, gerçek, halk mevzularına dokunmaktan âdeta tiksinmişler, hep hayalât ile uğraşmışlardır. Meselâ sembolizmin Türkiye'de mümessilliğini yapan Ahmet Haşim, bu kan ve kıyamette, millet inim iním inlerken, "altın kulelerden kuşlar uçurmuş", her şeye küsüp darılan, tebdil-i vicdan tebdil-i din eden Tevfik Fikret, Aşiyanına çekilerek, şimdi bir Protestan papazı olan oğlu Haluk'a şiirler yazmakla vakit geçirmiştir. Zamanın şairiâzamı Abdülhak Hâmit de, metafizik meselelerle uğraşmış, bir taraftan veremden ölen karısına mersiyeler yazarken, diğer taraftan başka bir kadına aşk mektupları yazmıştır.
[Hz. Ali] Hiddet padişahlara bile padişahlık eder. Fakat bize köledir. Ben hiddete gem vurmuş, üstüne binmişimdir. Tavanım, damım çöktü amma nura gark oldum. Toprak atası (Ebu Türâb) oldumsa da, bahçe kesildim.
Mesnevi'den