Vaktiyle Çanakkale'yi topla tüfekle geçemeyen kuvvetler, şimdi başka kanallardan kolayca geçmesini bildiler. Türkiyemiz bir uçtan bir uca, yabancı zevklerin, yabancı eserlerin, yabancı fikirlerin bir panayırı hâline gelmiştir. Biz buna kültür emperyalizmi diyoruz. Kültür emperyalizmi, siyasi askeri emperyalizmden daha tehlikelidir. Çünkü milletler topla, tüfekle, zorla yok edilemezler. Fakat, yabancı ideolojilerin, yabancı zevklerin propagandası içinde kendilerini kaybeder, erir giderler
Milyonlarca şehidin kefensiz yattığı bu toprakları bugün, yabancılara peşkeş çekenler var: Siyaset yoluyla çekenler var. Ticaret yoluyla, riyaset ihtirasıyla çekenler var.
Evet, kalkınma, silkinme, yatırım batırım, garaj baraj... Bunların hepsi lâzım, fakat kardeşlerim, bize hepsinden evvel iman barajları lâzım, yalnız Keban ve seçim kanunu barajı değil...
Bir tarafta cebi dolarlı, boynu yularlı kodamanlar, diğer tarafta eşeğine bile yular bulamayan dert, sıkıntı çeken insanlar... Bir yanda kulüpler, barlar, lidolar, kafedanslar, kafeteryalarda kafa çekenler ve sonra tenbelhaneler... Esrar çekenler, bıçak çekenler... Kahvehanelerde "yatandaş" hâline gelen vatandaşlar. Bütün bunlar, bütün bunlar... İşte Türkiye...