Kalın, beyaz boynu kırışan kızım,
imkansızdır ihtiyarlamamız bizim,
etin gevşemesine bir başka tabir gerek,
zira ki ihtiyarlamak :
kendinden başka hiç kimseyi sevmemek demek.
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.
Kitaba düştüm,
sabahtan akşama kadar okuyorum.
Kitaplar akıllı
kitaplar aptal,
kitaplar büyük
kitaplar çocuk,
kitaplar en uzak, en güzel yolculuk,
fakat kısır
fakat sensiz.
Gece yatakta benden gizli ağladı hep.
Ölümden pek korkuyor.
"Ölür müyüm?" diye sorar hemen.
Bu kızda bu ölüm korkusu neden?
Hem anlatsana bana :
nasıl oluyor da çıldırmıyoruz
öleceğimizi bildiğimiz halde?
Yoksa, ben ölmem gibi mi geliyor insana.
Dayım söylüyor :
cephede herkes böyle düşünürmüş,
doğru mu?
Yoksa ölmeye de mi alışıyoruz
ihtiyarlamaya alıştığımız gibi.
Bence bunun sebebi şu :
herbirimizdeki kısalığına rağmen
yaşamak daha kuvvetli ölümden...