Hem zaten insanlar için azami faydayı değil de kârı en üst düzeye çıkarmayı gözeten üretimi temel ilke edinmiş bir sistemde durum başka nasıl olabilir ki?
Elbette yalan ve sahtekarlık yeni bir şey değildir, her zaman varolagelmiştir.Fakat tarihin hiçbir döneminde kamuoyunda yer edinme olgusu bu denli önem kazanmamıştır.
Benim görebildiğim kadarıyla günümüzün hayati sorusu şudur:
Akıl kavramının doğaya ve insana uygulanmış iki veçhesiyle birlikte, klasik içsel ve dışsal özgürlük kavramlarını yeniden tesis edebilir miyiz?