Söz dilencisi

Söz dilencisi
@Vakitler
Sonlu yaşamın absürtlüğü gölgesinde küçük insanlığın çelişkileri...
Maraba
Lisans
63 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
Hani şu Hitler'e ruhundan üfleyen tanrınızı da alıp gitseniz artık !
Reklam
Katılılan olur mu?
İnsanın benlik sahibi olduğu ön kabulüyle iradenin izi sürüldü. Benlik vardıysa irade de zorunlu biçimde var olmalıydı ve nihayetinde benliğin ve iradenin devamlılığı için etik yaratılmalıydı. Sürecin sonunda adına insan denilen canlının, diğer tüm canlıların aksine benlik ve irade sahibi olduğuna dair varsayım inanca dönüştü. ​Bu girizgâhtan sonra soruya dönebiliriz: Davranışlarımızın kalıcı etkisi olmasaydı ve yarın her şey unutulsaydı etik var olmaya devam eder miydi? ​Şüphesiz var olmaya devam edecekti. Peki, yarının unutulacağını biliyor olsaydık? Evet, yine var olmaya devam edecekti. Bireyin bütünlüğü ve sosyalitenin devamlılığı, etiğin her şart içinde var olmaya devam etmesini gerektirir. ​Pratik düzlemde şöyle düşünülebilir: A kişisi, B kişisine dönük kötü bir davranışın saniyeler sonra unutulacağını bilse dahi bu davranışı etik düzlemde değerlendirmek isteyecektir. O an hissedilmiş olması yeterli bir sebeptir. Hem kötünün ve iyinin etki yoğunluğunun tepe noktası o ilk an değil midir?
Ölüm
Ve İnsan hep kaybeden değildir. Bir şiirin dizelerinde ya da filmin karesinde yaşadığı hazzı düşününce insan çokça kazanandır derim. Nihayetinde kaybedecek mi bunu henüz bilmiyoruz. Bu bilmemek hâli bir başka güzeldir. Hani şu Aşk dedikleri de varlığını ötekinin yokluğunda kurmaz mı?
Temize dokunan ilk kir, adına toplum dediğimiz o şeyin ilk nüvesiydi. O nüve ki hücrelerden müstakil oluş yumağı misali, her yeni kir ile büyümeye devam etti. Peki temiz neydi ve neredeydi? İnsan mıydı o, insanda mı? Ama o toplum dediğimiz de biraz insan değil miydi? Biraz mı? Biraz eksik kalır. Öyle ki hangisi daha insan diye düşünecek olsak, aklımız bulanacaktır… Temiz ve kirli karşıtlığı da biraz böyledir.