Zeusomos

Zeusomos
@Valdivia
Olmypos dağında elimde şarabımla yeryüzüne inen yıldırımların şovunu izliyorum.
İşsiz film önerir.
Sinema felan filan işte...
/Göçebe Yaşam
Olmypos
61 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Gülmek için iki kişi gerekir.
1000k
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Alev Almış Genç Bir Kızın Portesi filmi
+Söylesenize hanımınızın başına ne geldi. O nasıl öldü ? - Falezin orda yürüyorduk; arkamdaydı sonra kayboldu. Uçurumdan aşağı düşmüştü. +Nasıl düştüğünü görmediniz mi ? - Hayır, sanırım kendi atladı. +Neden öyle düşünüyorsunuz. - " Çünkü çığlık atmadı."
Sinema
Orhan Veli Kanık/Odamda
Ben miyim bu şeylerin sahibi? Kafamda bir çocuk var, meraksız. İç âlemim oyuncaktan farksız; Odam, içime bir ayna gibi. Bir ışık oyunu var tavanda Gölgeler seslerle birleşiyor Ve bir karga beynimi deşiyor Azaplar kemirdiğim bu anda. Kardeşini öldürüyor Kaabil, İçimde bir yalnızlık duygusu, Ölüm kadar uzun yaz uykusu, Sıkintı ile geçilen sahil. Bağlanıyor bir iple, bir sürü Düşünce köyleri birbirine, Çöküyor her şeyin üzerine Hülyam boyunca kurduğum köprü. Ve doluyor sessiz, ordularım, Durmadan dinlenmeden odama. Urbam içinde yatan adama Hayretle bakıyor dört duvarım. Kardeşini öldürüyor Kaabil, İçimde bir yalnızlık duygusu, Ölüm kadar uzun yaz uykusu, Sıkintı ile geçilen sahil.
Edebiyat
Bu Yalnızlık Benim
Sana bir gün bu mektubum ulaşır Açarsın ah eline kan bulaşır Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim Sedyeyle taşınır kan çiçekleri Adımların birbirine dolaşır. Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim Ömrümün yarısı kavgayla geçti Ben böyle yalnızlık görmedim. Yusuf Hayaloğlu
Edebiyat
Lost in Translation (2003) - Sofia Coppola / İzlenmeli
Birbirine; diğerlerinden ya da herhangi bir şeyden daha farklı bir yerden dokunabilmeyi başarmış iki ruhu ve kendilerine bile yabancılaştıkları dünyada, aynı boşluğa sahip olup birbirleri tarafından tamamlanma hissini basit bir aşk hikayesiyle sınırlamayıp çok daha farklı bir bağ ile anlattığı için seviyorum bu filmi en çok, ama kendinden izler bulmanın biraz acıttığı türden bir hikaye olduğu da bi gerçek bu sahnede de aklıma Marquez'in Kırmızı Pazartesi'de geçen şu cümlesi geliyor: “hayatta hiçbir yerin boş bir yatak kadar hüzünlü olmayacağını öğrenmişti."
Sinema/Felsefe