Öyle hayaller kuruyordum ki, aralıksız tam üç ay odamda daldığım hayal aleminde yaşardım. O anlarda, inanın, paltosunun yakasını telaşla Alman kunduzundan kürk diken tavşan yürekli zaattan tamamıyla farklı olurdum.
Okumaktan başka yapılacak işim, gidecek tek yerim yoktu, çünkü çevremde saygıya layık, beni kendine çekebilecek bir meşguliyet bulamıyordum. İçimde bir sıkıntı git gide kabarıyor, çelişmelerle, uyumsuzluklarla karşılaşma arzusuna kapılıyor ve bunun üzerine sefihliğe başvuruyordum.
Evde en çok okumakla vakit geçiriyordum. Böylece içimde kabaran duyguları dış etkenlerle bastırmak istiyordum. Okumak bana uygun tek dış etkiydi. Okumaktan şüphesiz çok faydalanıyordum :kitaplar bana zevk, heyecan, ıstırap veriyordu. Zaman zaman son derece bıktırdığıda oluyordu. Ne de olsa hareket ihtiyacı duyuyordum o zaman birden bire, koyu, bulanık, çirkin - sefih bile değil - bir sefihçik olma arzusuna kapılıyordum.
Gülünç görünmekten marazi bir korku duyduğum için tüm kurallara körü körüne bağlıydım ;genel havaya seve seve ayak uydurur, en ufak bir ayrılık göstermekten ödüm patlardı.