"Hayatıma giren erkekler o kadar âciz ve o kadar berbat ki... Elimden en saf duygularımı alıp , yerine elli yaşında ki yorgun bir kadının hislerini koydular. "
Güzellik güzellik diye başımın etini yiyenler aptaldı. Aslında güzel ve çirkin diye kavramlar yoktu. Hepsi sadece... Algıdan ibaretti. Belki bir açı, belki güneşin vuruşu, belki kültür, belki moda.
Hastayım da üstelik. Ayakta durabiliyorsam, elimde olmadan yaşıyorum demektir... Beni yaşatan, beni bugüne getiren şey de o bilinçaltındaki yaşama sevgisi olacak. Üzüntü, özlem, yaşama olan bu bağlılığımla nasıl çıldırmıyorum daha? Çok yalnızım, dilsizlerin yalnızlığına benziyor yalnızlığım, onun için hoş görün bu gevezeliğimi, dinleyecek birini bulunca boşalttım içimi, susamazdım daha. Hayır, hayır yazmam Frank'a, merak etmeyin, bir satır bile yazmam. Bilmiyorum ne yapacağımı. İlkyaz aylarında Prag'a gelmeyi düşünüyorum, size de uğrarım. Her gün Posta'ya uğruyorum, alışmadım daha. Teşekkür ederim.
M.P.