Greugur Samsa

Greugur Samsa
@VarioLux
İstediğim kitabı istediğim zaman açıp tekrar okuyabileyim diye, altını çizdiğim yerleri buraya yazarak dijital kütüphane kuruyorum. Tamamen kişisel arşiv amaçlıdır.
Beş Güç Seviyesi
Her insanın hayatında gizli olarak beş güç seviyesi olduğunu ileri sürüyorum. İlki var olma gücüdür. Bu güç, yeni doğmuş bir bebekte görülebilir. Güç, doğum ile verilmiştir, kültür tarafından değil, bebeğin yaşadığı gerçeği ile verilmiştir. Bebeğe hareketlerinin çevresindekilerden bir karşılık görmesi tecrübesi sağlanmazsa bebek yatağının bir köşesine çekilir, konuşmaz ya da başka bir gelişim göstermez, kelimenin tam anlamıyla fizyolojik ve psikolojik olarak kurur. Güçsüzlüğün son noktası ölümdür. İkinci aşama kişinin kendini onaylamasıdır. Her varlık yalnızca var olmaya ihtiyaç duymaz, kendi varlığın onaylamaya da ihtiyaç duyar. Kendini onaylama dirençle karşılaştığı zaman, daha çok çaba gösteririz, tavrımızı güçlü kılarız, ne olduğumuzu ve neye inandığımızı açıkça ortaya koyarız, muhalefet edene bunu ifade ederiz. Bu da üçüncü aşamadır, kendini ortaya koyma. Hepimizde saldırmak üzere tepki gösterme gücü gizlidir. “İşte buradayım; beni fark etmeyi talep ediyorum ünlem “diye vardığımızda başkalarının bizi görmesi kaçınılmaz olur. Saldırganlık dördüncü aşamadır. Kendini ortaya koyma uzun süre bastırılırsa uzun yıllar Yahudiler ve her azınlık için olduğu gibi tepkinin daha kuvvetli bir biçimin ortaya çıkması eğilimi görülür. Belirli bir noktada çizgi çizip “ben büyüm; bu da benim; diye ısrar etmek olan kendini ortaya koyman tersine, saldırganlık, güç ya da prestij konularına, başkasının mıntıkasına doğru hareket etmek ve kendi benliği için bunun bir kısmına sahip olmaktır. Sonunda saldırganlığa yönelik bütün çabalar etkisiz kalınca, şiddet olarak bilinen nihai patlama gerçekleşir. Şiddet çoğunlukla fizikseldir, zira muhakeme ya da ikna içerebilecek diğer aşamalar fiilen bastırılmıştır. Tipik vakalarda çevrenin bireye aktardığı uyaran, doğrudan şiddet dürtüsüne
Sayfa 42 - Okuyan us·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“ Sorunumuz; bireysel önem duygusunun kaybının yaygın olmasıdır, bu kaybı kişi kendi içinde güçsüzlük olarak algılar. Günümüzde bizimle ilgili olan şiddetten daha trajik olan durum, pek çok kişinin güçlü olmadığını hissetmesi ve güçlü olamaması, kendilerini onaylama haklarının dahi tanınmaması, ortaya koyup kabul ettirecek bir şeylerin kalmaması, dolayısıyla bir şiddet patlamasından başka bir çözümün var olmamasıdır.”
Sayfa 37 - Okuyan us·Kitabı okuyor
Alıntı
“Eroin bağımlılığı, genç adama bir yaşam biçimi sağlar. Daimi bir amaçsızlıktan musdarip olduğu için, artık yapısını polislerden nasıl kaçcağı, ihtiyaç duyduğu parayı nasıl bulacağı, bir sonraki dozu nerede alacağı üzerine kurar, bütün bunlar bir önceki yapısı dünyasının yerine ona yepyeni bir kudret agi sağlar.”
Sayfa 35 - Okuyan Us·Kitabı okuyor
Alıntı
“Deliye Dönmek”
 Priscilla, istismar edildiği herhangi bir şekilde kendisini savunamıyordu, kesin bir dille “hayır“ diyebildiği bir çizgi çizemiyor, kendisini destekleyecek biçimde öfkelenemiyordu. Priscilla’nın rüyaları; torbalara konan kesilmiş bedenlerden, kandan ve savaştan ibaretti, kısacası bilinçli yaşamı ne kadar uysalsa rüyalar da o kadar şiddet doluydu. Zihinsel rahatsızlığı olanların ortak özelliklerinin güçsüzlükleri olduğunu ve bu güçsüzlüğe zayıflıklarının hem sebebi hem de sonucu olan daimi bir kaygının eşlik ettiğini biliyoruz. Hastalar; önemsizliklerini o kadar katı bir biçimde benimsemişlerdir ki onun kesin olduğunu kabul etmişlerdir, çoğunlukla da ne kadar olursa olsun bir önem kırıntısı elde etmek için üzücü ve açıklığı hareketlerde bulunarak hayatlarını geçirirler. Böylesi bir yaşam sürdürmeye artık daha fazla katlanamadığında, içinde bir şey “çatlayıp kırılır“ ve deliye dönmekten farkı kalmayan bir hale geçebilir. Kişi o ana kadar olduğunun tam tersine dönüşmüş gibi görünür. Priscilla ‘nın rüyalarındakine benzer şiddet, artık uyanıkken sürdürdüğü hayatın içeriği haline gelir. Kişi tümüyle deliye dönmüş görünür, yüzyıllar boyunca psikoza delilik denmesinin sebebi de kesinlikle budur. Artık kendi de dahil herkese karşı delicesine öfkelidir, intihara kalkışır ya da intiharla tehdit eder. Kendisini ve yansıtmalarının menziline kim giriyorsa ona açıkça şiddet gösterir.  Priscilla tedavi için benimle birlikteyken eline kasabadındaki bir adamın intihar ettiğini bildiren bir yerel gazete geçmişti. Bana şöyle demişti: “O kasabada tek bir kişi onu tanısaydı, intihar etmezdi.” Dikkat ediniz,“O birini tanısaydı” demedi, “biri O’nu tanısaydı” dedi. Bir insan için büyük önem taşıyan bir şeyi de tarif ediyordu: “Birinin onu dinleyen, tanıyan, bilen
Sayfa 24 - Okuyan Us·Kitabı okuyor
Alıntı
“Şiddet, güçsüzlük ve kayıtsızlık toprağında büyür.”
İnsanları güçsüz kıldıkça, şiddeti kontrol edebilmekten ziyade onların şiddetini körüklemiş oluruz. Toplumumuzdaki şiddet eylemleri; çoğunlukla kendi öz-saygılarını oturtmaya, kendi öz-imgelerini savunmaya ve kendilerinin de önemli olduğunu ortaya koymaya çalışanlarca gerçekleştirilir. “Şiddet; gücün fazlalığından değil, güçsüzlükten doğar. Şiddet güçsüzlüğün ifadesidir.”
Sayfa 22 - Okuyan Us·Kitabı okuyor