Coğrafi yönünün de olduğunu bilerek okuduğum kitapla ilgili Kafkaokur dergisinin eski bir sayısında Alaattin Cem Özdemir'in makalesini olduğu gibi paylaşıyorum. En kapsamlı inceleme bu olacaktır. Keyifli okumalar.
BUENDİA AİLESİNİN VE MACONDO ŞEHRİNİN GELİŞİMİNİN İNSANLIK TARİHİYLE PARALEL YÖNLERİ
Gabriel Garcia Marquez’in başyapıtı Yüzyıllık Yalnızlık, 1967 senesinde yayımlandığında edebiyat takipçileri arasında büyük bir hayranlığa yol açmıştı.
Eserin epikliğini, fantastik öğeler barındırmasını, betimlemelerini ve anlatılan olayların -fantastik öğelerle süslense de- oldukça gerçekçi durması gibi özelliklerini, bu büyük hayranlığın oluşmasındaki ilk evreler olarak görebilmek mümkündür.
Bu başyapıtı okuduğumda geçirdiğim çeşitli düşünce evrelerinin ilkini bana yukarıda bahsettiğim özellikler yaşatmıştı. Bir hafta geçtiğinde eser hala aklımdaydı fakat ilkine göre daha derin düşünebiliyordum. Daha sonraki evre ise bakış açımın, derin düşüncelerim içerisinde ağaç dalları misali yayılarak çeşitli yönlere dağılmasıyla devam etti. Ben sizlere yazım içerisinde bu evreden sesleneceğim.
Basit bir anlatımla; kitap, Buendia ailesinin nesiller boyu çektikleri sıkıntıları, gördükleri değişimleri bir şehir etrafında döndürerek okura sunmayı amaçlamaktadır.
Özellikle, ailenin gelişimi ile iç içe değerlendireceksek; Macondo’nun uğradığı değişimlerin bir kısmı insanlık tarihiyle paralel olarak gitmektedir. Aynı zamanda Buendia ailesinden çıkan kişilerde belli tarihi kişileri oluşturmasa da oldukça keskin çizgilerle tarihin atlama taşını oluşturan bazı sınıfları temsil etmektedir. Makalemizin temel konusunu da Gabriel Garcia Marquez’in bu küçük dünyada anlattığı fakat bütün insanlık tarihiyle benzerliği olan yönleri oluşturacaktır.
Şimdi; __Alaeddin