Hiçbir şey bilmediğimizi bilecek kadar çok bilgi, derin bilgi, ilahi bilgi mi elde etmek istiyoruz? Her şeyi ve bütün varlığı sevmeyi öğreniniz. Bu ulvi sevginin şartı; her an bir vazifenin emri altında bulunduğunu bilmek, her an kendinden bir fedakarlık beklendiğini göze almak, her gün yeni bir hizmete hazır olmaktır. Hiçbir hizmete söz vermeden, kendi zannınca hür yaşadığını söyleyen insan, hakikatte bir esirdir; içgüdülerinin ve her günkü hasis menfaatleriyle alışkanlıklarını kımıldatan kuvvetlerin esiridir. Vasifesiz, itaatsiz insan, vazifeyi ve itaat iradesini ta içinden teperek kendinden uzaklaştıran içimizdeki hayvanın esiridir. Hür adam, hürriyetle sahip olduğu içsel kuvvetlerin varlığı sayesinde üzerine birtakım vazifeler yüklenmiştir.
İbadetin özünden habersiz olarak, beden hareketleriyle yaptıkları ibadetlerin sayı hesabı ile Cennet'e gideceklerini zanneden gafiller, Cennet kapısında bakkal terazisiyle amel tartıyorlar.
Her facianın kurtuluş yolu vardır. İnsanlar kurtuluşun yolunu aramakta haklıdırlar. Cani adamı öldürür, kurtuluşunu bekler. Düşkün kadın ev yıkar, kurtuluş ister. Sefih delikanlı aile yuvasını dağıtır, kurtuluşunu arar. Bunların ilk akıbeti şüphesiz felaketlerdir. Ancak bilmeli ki, felaketler de kurtuluşun kapısıdır. Bazen bin musibet, bir selametin büyük kapısını açar.