Vecihe Doğan

Karabasan, amacına ulaşamamış bir düştür; kaygıyı "denetlemeyerek" uykunun bekçisi rolünde başarısız olmuş bir düş. Karabasanlar görünür içerikleri bakımından farklı da olsalar her karabasanın temelindeki süreç aynıdır: işlenmemiş ölüm korku-su muhafızlarından kurtulup bilince fırlamıştır
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Haz için uğraşan biri zorluğa ve tehlikeye, insan yaşamını kuşatan onca tehdide ve yoksunluğa nasıl direnebilir? Böyle yumuşak bir düşmana bile boyun eğiyorsa ölümün yüzüne, acılara, dünyanın ve en acımasız düşmanların neden olduğu yıkımlara nasıl katlanabilir? "
Erdem yüce, soylu, krallara layık, yenilmez ve tükenmez bir şeydir, haz ise bayağı, kölelere layık, zayıf ve güdük bir şeydir, onun durağı ve ocağı genelevler ve meyhanelerdir. Erdemi tapınaklarda, forumda, mecliste, surların önünde dururken, toz içinde ve boyalı, elleri kabuk bağlamış halde bulacaksın
O halde bu durumda hazzın en rezil yaşama daldığına, buna karşılık erdemin kötü yaşama izin vermediğine dikkat et, insanlar haz olmadan zavallı duruma düşmez, aksine hazdan dolayı öyle olurlar, haz erdeme karışmazsa bu olmaz, bu yüzden erdem çoğun hazdan yoksundur, ona asla ihtiyaç duymaz.
hiçbir şey, hayvan sürüsünün yaptığının aksine, önden giden kalabalığın izinden gitmememiz ve herkesin gittiği yere değil de gidilmesi gereken yere gitmemiz gerçeğinden daha önemli değildir. Bununla birlikte hiçbir şey bizi, toplumda büyük bir uzlaşıyla benimsenmiş şeylerin en iyi şeyler olduğunu düşünerek yaygın bir kanaate teslim olmak, önümüzde birçok örneğin olması ve akla göre değil, başkalarına benzemek için yaşamak kadar büyük kötülüklere sevk etmez.