bir oturuşta okuyup bitireceğimi beklemiyordum ama bir oturuşta okuyup bitirdim. kendini kaptırtan bir akışı var, meraktan çok; sohbetin doğallığından sonuna kadar gitmiş bulundum.
iyi miydi? iyiydi.
çok mu iyiydi az mı iyiydi bilemem ama, okumam gereken zamanda okuyup geçtim, iyi hissettirdi.
çevirmenin de dipnotlarda kitaba katılışı sohbeti büyüttü bu arada. yeni şeyler öğrenmek, kitabını okuduğun kültür hakkında fikir sahibi olabilmek güzeldi.
kitaptaki hikayeler neyden bahsediyordu peki? bir yazardan ve onun yazdığı ilginç, üzücü, kafa karıştırıcı, başı ve sonu birbirini yutmuş öykücüklerden. her birinde bir senaryo vardı merkezde, kurgu olduğu daima hatırlatılan fakat doğal akıştan manzaralar gibiydi de anlatılar.
hepsini okura anlatıyor gibi ama aslında kafasında kurgularken okuru da dahil ediyor demek daha doğru gözüküyor. okur ise tek başına katılmıyor, çevirmeniyle birlikte varlık buluyor.
iki saatte okunup bitiyor hepsi.
güzel miydi? güzeldi.
yine okunur muydular? neden olmasın, bazen geri dönüp hatırlamak en doğalı değil midir?