Kişinin manevi olarak doyması, yanlış şeylere kapıyı kapatacaktır. Aksi takdirde manevi eksiklik, maddi şeylerle kapatılmaya çalışılsa da yerini doldurmak ve bu açığı kapatmak mümkün olmayacaktır.
Nasıl ki hastalandıklarında iğne vurulmaları gerektiğinde kolunu veya bacağını tutarak iğne yaptırıyorsak, eğitimlerinde de aynı kararlılığı göstermeliyiz. Aksi hâlde, çocuklarımız, birçok mevzuda eksik yetişebilir ve bu eksiklikler, ileride biz ebeveynlere üzüntü kaynağı olabilir.
Eğitim, çocuğun kendisine bırakılamaz.
Bugün Seyit Onbaşı’nın torunları olarak, ondan alınacak büyük dersler var:
Vatanın ve ailenin yükünü omuzlamak, bir babanın ve bir evladın en büyük vazifesidir.
Şartlar değişse de, bir babanın görevi değişmez.
O gün sırtında odun taşıyan Seyit Onbaşı vardı; bugün de evinin kirasını, elektrik faturasını, çocuklarının masrafını karşılamaya çalışan babalar var.
En önemli şey, ümidini kaybetmeden, azim ve şevkle mücadelesini sürdürmektir.
Bugünün babaları, Seyit Onbaşı’nın torunları olduklarını unutmazlarsa, vatanını ve ailesini koruma şuurunu da kaybetmezler. Çünkü tarih, sırtında yük taşıyanları değil, yükün altına girmeyenleri unutur.
Seyit Onbaşı, cesur, yiğit ve kahraman olduğu kadar mütevazı ve alçakgönüllü bir insandı. Savaşta yaptıklarını anlatmaz, “Herkes görevini yaptı.” derdi. O, hiçbir zaman kendisini kahraman olarak görmedi, ama tarih, onu hep öyle anacaktır.