Çünkü artık yabancılaşmışlardı. Bu yabancılık, görünüşte olan bir şey değil, içten gelen bir duygu idi. Tıpkı rüyalarda bir tehlikeden kaçmak isteyip de koşamayan insanlarınkine benzeyen bir duygu...
- Prensesim, dedi. Bunun klasik bir tek çaresi var. Fakat o çare de hemen daima nazarî kalmıştır.
- Nedir?
- Işığı bastıracak daha parlak bir ışık...
- Öyle bir ışık var mı?
- Var. Fakat o kadar yüksekte ki düşünmek bile çılgınlık olur .
Leyla gözlerini Pusat'a dikerek birkaç saniye baktı. Sonra kendisini dayanılmaz derecede güzelleştiren gülümseyişiyle:
- Müsaade ediyorum. Beni sevebilirsiniz! dedi.