Polis midir, belediye midir, halk mıdır, mektep midir, gazete midir; terbiye midir, ahlak mıdır, akıl mıdır, zevk midir, zerafet midir; bize yabancı göz karşısında çekidüzen verecek vasıta her neyse, geçsin artık harekete!
Terli bir alın mahfazası altında, diri bir fikir yaşayabilir mi hiç? Bana öyle geliyor ki, yaz ele avuca sığmaz oynak bir cıva damlasının tükürüklü bir parmak altında, Çamur haline gelişi gibi, fikir civasını bütün çevikliğinden mahrum eden bir asit kavanozu…
Mimar Sinan’ın ruhu,yükseklerden seslendi: pabuç eskisi dolu antikacı vitrinleri kadar boş kafalı kâfirler! İstanbulu karın imar ettiği kadar ben bile imar edemezdim. Hele güneş çıksın da görüşürüz.
Mektep,adliye,sinema,gece kulübü,ibadethane ve bilmem ne haneden boşalan insanlar sırasıyla küskün,kırgın,bezgin,bitkin,ölgün ve ezgin… benim güzel İstanbul’umun davası, ne idari, ne siyasi, ne içtimai, ne iktisadi, ne beledi, ne bedii; sadece Ruhi ve ahlaki…