Verai Lex

Reklam
Immanuel Kant [1724-1804] pürüzsüz ahlaki tutumu, aklî kusursuzlukla ilişkili sayıyordu. Emir-yasak listelerinin yerine prensipleri koyan bu saplantılı şahıs, bize insanın biricikliğini törpüleyen leziz ve ıtırlı bir budalalığı yutturdu.
Sayfa 175 - A.P.R.I.L Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
Espriden anlamayanlar ile şaka kaldırmayanlar birbirlerinden hiç hoşlanmazlar.
Sayfa 148 - A.P.R.I.L Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
"Ziyaretinizi neye borçluyum Mr. Wow?" "Nazik olmaya çalışarak netliğini kaybetme dostum." "Nezaket, münasebetlere sıhhat katar sanıyordum?" "Bir merhaleye kadar, evet. Lakin lüzumundan fazla medeni, resmî, hassas, özenli, müeddep, kibar, dikkatli, ayarlı, ölçülü, saygılı, mesafeli... olmak hepimizi hem yoruyor, hem de güdükleştiriyor." "'Lüzumundan fazla' dediniz. Demek ki bir miktar nezaketin lüzumunu siz de kabul ediyorsunuz. Hem nezaket... insanın, ruhunu temiz tutmasını sağlıyor bence." "Doğru. Gelgelelim nezaketin nispetinde, aptallar seni zayıf, zekiler ise ikiyüzlü sanır." "Ne yaparsak yapalım, kim olursak olalım, birilerinin hakkımızda yanlış hüküm vermesi kaçınılmaz değil mi?" "Vay... Haklısın kardeşim" Eliyle pencereyi gösteriyor: "Şu yağmur gibi, yerden göğe kadar haklısın." "Bir dakika. Sözlerime katılıyor musunuz yani? Henüz tartışma sürerken fikir değiştirmeniz... Bravo doğrusu." Gözlerini kısarak gülümsedi: "Fikir değiştirmiyorsan, yeterince düşünmüyorsun demektir."
Sayfa 142 - A.P.R.I.L Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
Mareşal rütbesindeki bir gangsterin hayata olan bakış açısı
"Sözüme kulak ver... Cürüm, bazen, anlamlı bir iş yapmanın tek yoludur. Özgürleşme yolunda üstlenilen bir risk... Adaletin gevşeyen vidalarını suç tornavidasıyla sıkarsın... Nathan Leopold parçalarından zeka akmasına rağmen, diyalektik düşünemiyordu. Halbuki hiçbir suç tümüyle bir tek kişiye atfedilemez. Fakat kimin umurunda? Hegel, evreni, maddeleşmiş idea olarak görüyordu. Marx'a göre ise her harekete çelişki eşlik ediyor. Kâinatın yasalarını değiştiremediğin taktirde, kurban rolünden kurtulamazsın ve masumiyetini korumakla avunursun. Anlamak, tutarsızlığı ve giderek zıtlığı saptamaktan başka halta yaramıyor. Manasızlığı keşfetmenin nesi tatminkar? Bu yüzden felsefe, zavallılığın işleme konmasından ibaret. Bilim de saçmalığın ablukasını kıramıyor. Ebediyete şöyle bir göz attın diyelim. Sonra? Sıfıra eşit bir denklemdeki yerinden memnun musun? Uygarlığı memnun kılan aptallık, insanın hiçlikten yokluğa uçuveren bir hayaletten fazlası olabileceği varsayımıdır. Suçmuş! Ne suçu?! Filozofun arayışı ve bilim insanının buluşunda yuvalanan gurur ile kıyaslanınca serserinin manasızlığa kayıtsız kalma, hiçliğe boş verme tutumu ehven değil midir? İnsana bahşedilen ömür, hayat için kâfi bir süre mi? Zaman çalmak, evet, geçici bir çözüm. Fakat ölümün yaydığı kahredici ciddiyetsizliği inkar etmekle nereye varılabilir? Bir parazit kolonisi mesabesindeki beşeriyet, muhayyel hakikate tutunma hevesiyle mi ihya olacak? Abesle iştigalin verdiği yorgunluk, hiçbir şey kanıtlamaz. Bir de din vat tabii: 'İsa seni seviyor', 'İnanç ruhu yüceltir', 'Tanrı'nın sonsuz merhametine sığın', Maşallah Hallelujah! Merhamet mi arıyorsun? Sözlüğe bak; 'maraz' ile 'mermi' arasında bir yerdedir! Akıllı taklidi yapan deliler, medeni numarası çeken vahşiler ve namuslu ayağına yatan düzenbazlarız biz.
Sayfa 135 - A.P.R.I.L Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam