Sevdiklerime sarılmayı çok seviyorum; çünkü ya bir daha sarılamazsak ihtimali içimi ürkütüyor. Tıpkı tokken değeri anlaşılmayan bir yemeğin, aç kaldığında aklına gelmesi gibi…
İnsan bazen sahip olduklarının kıymetini ancak kaybettiği vakit anlıyor.
İki gencin aşkı ile başlıyor, katrei matem ile devam ediyor katrei hayat ile sonlanıyor.
Yazar kitabın başında bir müzayede bulduğu Osmanlı eserden esinlenerek yazdığını belirtiyor. Bu eser "Yek Cinayet Şastu Şeş Sual" yani Tek cinayet Altmış Altı Sual. 66 soruyla bir Cinayeti aydınlatırken aynı zamada Osmanlı Lale devrini de anlatıyor. Osmanlı tarihine meraklı olan bir insan olarak kitap çok hoşuma gitti. Lale devrini çok farklı bir perspektiften ele almış. Okurken kurgu mu hayal mi diye hep soru işaretleri kaldı aklımda.
Peki ya bu katrei matem ne? Matem damlası..
Bir lale soğanına verdikleri isim aslında.
Kendinin dışında kimsenin hissetmediği bir acıya sabırla katlanmak, seninle ilişkisi olan herkesi etkileyecek kötü sonuçlara yol açan, düşüncesiz bir şey yapmaktan iyidir.