Hamza Atabey

Hamza Atabey
@Vesperian_1
FRP sever misn? Tuhaf ama iyi biri.
Bölüm 2 - Renkler Okul benzeri bu yerin hiçbir kapısı yok olmuyordu belli ki, kafan rahat bir şekilde seçtiğin bir sınıfa giriyorsun, burası bir anasınıfı, gayet iç açıcı ve renkli duruyor, ama hepsinden ziyade burada müzik çalıyor! Tanıdık bir müzik ama ismini çıkaramıyorsun, tabi ne kadar güzelde olsa ikinci bir gerçek kapını tıklıyor; aç ve susuzsun. Anasınıfının bir çok kapısı var, sünger bloklardan birini geldiğin kapının önüne bırakarak yönünü unutma riskini sıfırlıyorsun, şimdi erzak araman gerek. Tercihin ne olacak?
Reklam
Kapılar - 3 (son) Okul koridorunda damlayan suya hiç olmadığı kadar hayranlıkla bakıyorsun, ama aynı zamanda ses duymaktan hiç bu kadar ürkmemiştin, etrafında ki çok sayıda kapıya bakıp aralarından rastgele birini seçiyorsun, çıkış kapısı fazlasıyla ürkünç duruyor. Çıktığın kapıdan gözlerini ayırmıyorsun ama sırtına güneşin sıcaklığı vuruyor, dönüp bakma arzun fazlasıyla baskın, fakat kapının yok olmasındanda korkuyorsun, yinede kararını veriyorsun. Sadece bir saniyelik kafanı çevirip tekrar kapıya dönüyorsun, kapı bu kez yok olmadı, emin olmak için birkaç kez ve süreyi uzatarak tekrarlıyorsun, kapı gerçekten sabit, bir geri dönüş şansın var! Ancak ileriye doğru pek şanslı değilsin, bir sınıf kapısından çıkmaz sokağa varabilmek için ya çok saçma bir şans dengesine sahip olmalısınız ya da bir rüyada... Ne yapacaksın? Karar ver.
Kapılar - 2 Sandalyede oturmakla çayırda oturmak aynı eylemin zemin farkıydı, içine sinmediği için tekrar şansını denemek istedin, kapıyı açtığında bu kez çimenler değil, ıslak bir zemin seni karşıladı. Bir okulun koridorunu andırıyordu bulunduğun yer, bu sefer kapının yok olmaması için tokmağını bırakmamıştın, bu ortamın terkedilmişliği ve atmosferi seni rahatsız etti, ancak duyularının doğruluğunun yanıldığını unuttun. Geriye döndüğünde kapı tekrar yok olmuştu, elinde tuttuğun ise tuhaf şekillendirilmiş bir borunun ucuydu, piksel çözünürlükten ne olduğunu tam anlayamıyordun ama bu şuan önemli değildi. Bir umut duvara dokunuyor ve kapı olma ihtimalini düşünürken özlediğin şeye kavuşmuştun; "Şıp... Şıp... Şıp..." Burada ses vardı, duyabiliyordun, ama duyman gerekiyormuydu?
Bölüm 1 / Kapılar Aklını yitirmemek için bir faliyette bulunup kapıyı açmaya karar verdin, ayağa kalktığında çiçeklerin hareketlerini görebiliyordun ancak hiçbir şekilde ses duyamıyordun, belki gerçekten bir rüyaydı. Kapının tokmağını tuttuğunda elinle iyice yokladın ancak pürüzsüz hissettiriyordu, buna rağmen piksel görmenin verdiği huzursuzluk gitmedi, aksine katlanarak arttı. Kapıdan içeri girdiğinde gördüğün sahne daha tuhaftı, tekrar bir kapı... Ama bu sefer çimler kısa tutulmuş ve kapının önüne bir sandalye yerleştirilmişti, ne kadar artık duymayı özlediğin çevre sesleri olmasada bir öncekine kıyasla daha iyiydi. Yoklamak için arkanı döndün ve gördüğün tek şey sonsuz çayır oldu, az önce içinden geçtiğin kapı sanki kuş olup uçmuştu. Ne yapacaksın?
Oyun 01-XCB-675 En son hatırladığın şey yatakta olduğun, ama şimdi görüntüsü bozuk bir çayırın ortasında ve beyaz bir kapıyla karşı karşıyasın. Gökyüzünün rahatsız edici derecede açık tonu sana rüyadaymışsın gibi hissettiriyor, bekleyerek uyanacağını veya rüyanın değişeceğini düşünüyorsun... İnsana kafayı yedirten bu sessizlikte görüntüsü bozulan kol saatine bakıyorsun, nereden baksan 2 saat geçmiş, hissettiğinden ne az ne fazla... Bu donuk ve sessiz dünyanın ya seni çıldırtmasına izin vereceksin, yada harekete geçeceksin. Tercihin ne?
Psikoloji
Reklam