Düşünmemin önüne geçebilsem, hiç de fena olmayacak. Düşünceler her şeyden daha tatsız. Çiğ etten bile tatsız. Uzanıp dururlar, tükenmezler ve insanın ağzında acayip bir tat bırakırlar.
Benim gibi o da yalnız, ama yalnızlığın içine daha çok batmış. Kendi Bulantısını, ya da ona benzer bir şeyini bekliyor olmalı. Demek, beni tanıyan insanlar var artık. Yüzüme baktıktan sonra, “bu da bizden” diyen kimseler var. Ne var? Benden ne istiyor öyleyse? Birbirimize yardım edemeyeceğimizi bilmesi gerekir. Aileler, anılarının ortasında, evlerinde bulunuyorlar şimdi. Biz de burada, anısız, iki yıkıntıdan başka şey değiliz.
Geçmiş, mal sahibinin bir lüksüdür.
Ben geçmişimi nerede saklayacağım? Geçmişinizi cebinizde saklayamazsınız. Onu koyacak bir eviniz olmalı. Gövdemden başka şeyim yok benim. Yapayalnız bir adam, salt gövdesiyle anıları durdurup saklayamaz. Anılar üzerinden geçip gider onun. Ama yakınmamalıyım. Çünkü özgür olmaktan başka bir şey istememiştim.