Uluslararası hukuk kurallarına göre, Osmanlı devleti bu iki gemiyi silahtan arındırması ve savaş sonuna dek el koyması gerekiyordu. Osmanlı yöneticileri bunun yerine çoğu için bir emrivaki olan bu olaydan bir çıkış yolu buldular. Osmanlı devleti, İngiltere tarafından el konmuş bulunan Reşadiye ve Sultan Osman sırlarına karşılık olarak, Goeben ile Breslau’u hiç para ödemeden satın aldılar ve yavuz ile midilli adlarıyla Osmanlı donanmasına kattılar. Bundan hemen sonra, Osmanlı donanmasının başına Amiral souchon getirildi. Böylece, İngiltere’nin el koyduğu iki gemi, Osman donanmasına başka yoldan katılmış oldu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ancak, tarihin büyük çaplı olaylar, devletlerin ya da yöneticilerin tek tek, kendi içinde haklı ve tutarlı olan iradeli üstünden çıkmaz. Bu iradelerin toplamının, tek tek iradelerden farklı ve kendine özgü bir niteliği vardır. Örneğin, üç devletin iradelerini X, Y ve Z olarak kabul ederim. Bunların çatışmasından ortaya çıkan olay X+Y+Z değil, diyelim “s”dir. Dolayısıyla, ayrı ayrı devletler savaş istemese bile, kendilerine göre haklı politikalarını inatla sürdürmeleri, I.Dünya savaşını çıkardı.
Birinci meşrutiyet bu dönemde Osmanlı devletinde ki iç gelişmeler açısından en önemli hareket, 1876 tarihinde meşrutiyetin, yani anayasal ya da meşruti monarşinin kurulmasıdır. Osmanlı Devleti’nin Siyasal yapısını değiştirmeyi amaçlayan ilk hareket, 1865 yılında yeni osmanlar cemiyetin kurulmasıdır. Bununu amacı mutlak monarşi yerine, anayasal
bir monarşi kurmak, yani monarkın yetkisini halkın temsilcilerinden oluşan bir parlamento ile sınırlandırmaktı. 1876 anayasası devletin Siyasal yapısında sürekli bir değişiklik getiremedi. Padişahın yetkilerini gerçekte bir sınırlama kuramamış, yürütme yetkisi yine onda toplanmış, yasama yetkisi padişahın denetimi altına alınmıştı.
1838 yılında ikinci Mahmut’un yerine geçen Abdülmecit’in tek taraflı iradesi ile Mustafa reşit paşa tarafından ilan edilen Tanzimat fermanı devletin bünyesinde bir değişiklik getirmemekle birlikte, can ve mal güvenliği gibi bazı hakları tanımış, vergi ve askeri konularda birliğinlikler ortaya çıkarmıştı. ayrıca, Tanzimatın ilanında yabancı devletlerin sempatisini kazanmak istediği etkili olmuş ve bu devletin zaman zaman Osmanlı devletinin içişlerine karışmalarına olanak sağlamıştır
Bu yüzden, Tanzimat’ın, Osmanlı reform hareketleri içinde temel haklarıyla ilk kez sağlayan ancak devletin yapısında bir değişiklik getirmeyen ve bu nedenle zayıf yönleri de bulunan bir belge olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır.