Figen

insan dediğin kavga koparmaz,kopmuş kavgaya körükle gitmez, tartışma çıkarmaz,çıkmış tartışmaya balıklama atlamaz.Limiti sonsuza giden huzursuzluk, inatçılık, naz, kapris ve trip modlarına girmez,sevdiklerini taktik ve yöntemlerle sınamaz!!
Reklam
Şimdi saat yazmaya başladığım anın ertesi, düşünsenize şimdi yazdığım an bile tam da şu anın öncesi aslında.. düşündünüz di mi ??cansınız!! artık hiçbişey eskisi gibi olmayacak, hoş, düşünmeseydin de olmayacaktı, çünkü geçti gitti, o an..o an derken bunu yazıp paylaşa basana dek çoktan uzayın kara deliklerinde yerini aldı çünkü az önceki zaman.. bu (umarım) geçici depresyon bana entelektüellik kattı, re rö rö diyorum, kimse beni anlamıyor, entel oluyorum ya da olmuyorum, kimin umrunda, zaten konu yazmaya başladığım an kapandı.
Uzun zamandır hiçbir şey hissetmiyorum; ne öfke, ne üzüntü, ne mutluluk.. Duygularım nereye gitmiş olabilir??
Seni reddedene yönelişin Seni sevene Soğukluğun yıllarca tekrar ettiğin travmatik bir koreografi; reddedeni sevmek! Sevmek de değil aslında yaptığın, sevilmediğini yeniden kanıtlama çaban ;) Kendine açtığın en derin davan, Duygusal bir zaafın da değil bu, düpedüz yokluk ritüelin! Seni reddedenleri ilahlaştırıyor, sevenleri kurban ediyorsun, aşka değil yarana secde ediyorsun! Bu ne romantizm ne de kimya.. bu ruhun kendine kurduğu bir cellat düzeni.. ruhunun kendi ölüm fermanını imzalayıp, ipini de kimseye vermiyorsun, kendin çekiyorsun! Kendini her seferinde biraz daha değersizleştirdiğin karanlık/mazoşist bir tapınma ayini! Reddedilme arzunu aşk sanmam kalbinin yanılması değil, ruhunu yeraltındaki Hades‘e sunup bedenini de Anubisin bıçağıyla sessizce katletme töreni!!