“Ne kadar gürültülü bir hayat…”dedim. Gereksiz onca ses.Oradan oraya koşuşturan onlarca insan. Oysa dünya ciddiye alınacak kadar önemli bir şey değil. Avucumuza doldurulmuş bir su misali. Bütün telaşımız avucumuzda bulunan bu suyu ısıtarak kalitesini arttırmak. Oysa ne kadar ısıtmaya çalışırsan ellerinden akıp gitmesi hızlı oluyor. Zira ısıtacağım derdiyle nasıl akıp gittiğini fark etmiyorsun.
“Ölüm bir yokluk değil,idam değil,hiçlik karanlıkları hiç değildir. Her insanın başına gelecek olan bu fiilin , faili bellidir. Bu fail öyle bir güce sahip ki bize karanlıklarından varlık sahalarına çıkarmış.
“EY GAFLETE DALIP ve bu hayatı tatlı görüp ve ahireti unutup dünyaya talip bedbaht(mutsuz) nefsim! Bilir misin , neye benzersin? Devekuşuna! Avcıyı görür,uçamıyor; başını kuma sokuyor, ta ki
avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarıda; avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez.
Aynı bunun gibi… Ölüm bir avcı, biz ise devekuşu. Ölümü görüyor, bizi gördüğünü biliyor, uçup kaçmaya çalışıyoruz. Ne fayda, kaçamıyoruz. Kafamızı bu dünya denilen bu çukura gömüyor, içinde gözlerimizi kapatıp ölümü unutuyoruz. Biz görmediğimiz, biz unuttuğumuz için ölüm de bizi görmüyor, ölüm de bizi unuttu zannediyoruz.
HasbelkaderFatih Yağcı · İndigo Kitap · 20221,534 okunma
Kuran-ı Kerim; ruhun derinliklerinde, işlediğim günahların açtığı yaralara merhem oluyordu sanki. İyileştiğimi hissediyordum. Yalnız olmadığımı hissediyor, boğucu dünya dertlerinden birkaç dakikalığına da olsa teneffüs etme şansı yakaladığım için mutlu oluyordum.Bir kez daha anlamıştım, ruhumun
gıdası Allah’ın kelamıydı.