''Pragmatizm nedir?'' diye sorsalar hepimiz ''faydacılık'' deriz. Ve aslında pragmatist bir ekolün gölgesinde eğitim almış ve almakta olan bir toplum olarak çok aşina olduğumuz bir kavramdır...
Bu kitapta ise James, dönemin hakim olan felsefelerinin (idealizm, ampirizim, realizm vb.) çözemediğini düşündüğü bazı konuları çözülebilir hale getirmek için pragmatik yöntemin kullanılabilirliğinden bahsetmiştir. Kitabın çok ağır bir dili olmakla beraber içine çeken derin bir tarafı vardı kanımca. ''Pragmatizmi hiç böyle bilmezdim'' dediğim bir noktaya geldiğim oldu :))
Pragmatizmi çok kısa ve net şu cümleyle anlatıyor: '' Bu düşünce gerçekse hayatımızda ne farkeder?'' Tabi ki koskoca bir felsefeyi sadece bir cümleyle özetlemek haksızlık olur, bu yüzden kitapta bölüm bölüm verilmiş bazı konuların pragmatist bağlamda nasıl ele alındığına bakalım;
En çok ilgimi çeken Tanrı ve Din konuları olmuştu. Tanrı var mıdır yok mudur? sorusundan ziyade, Tanrı varsa onun keyfini sürelim gibi bir anlayışa işaret ediyor. :))) Tanrıya inanmanın pragmatik açıdan faydalı olduğunu öne sürüyor. Tanrının doğruluğu ontolojik kanıtlar ile değil ''hayat içindeki işlevi'' ile ölçüldüğünü iddia ediyor. Din konusunda da aynı perspektiften bakıyor aslında, dinin teorik bir iddia değil, deneyimsel ve pratik bir gerçek olduğunu düşünüyor. Yani bir inanç, insanın hayatını dönüştürüyorsa, davranışları düzenliyorsa yani kısaca işe yarıyorsa ve en önemlisi (bence tam olarak anlaşılmadığı, bu sebeple çok eleştiri aldığı kısım da burası) ve gelecekte de işe yarar olmaya devam edileceği düşünülüyorsa ,( ki bundan,'' doğruluğun deneyim içinde sürekli sınanması'' şeklinde bahsediyor. Yani '' doğru= işe'' yarayan denkleminden daha öteye uzanan bir felsefeden bahsediyoruz.) pragmatik olarak doğrudur denilebilir.