Kadınları salt insanî zenginlikleri içinde kavramının, hep cinsiyetleri açısından bakmaktan, hep yarı şematize ederek görmekten kaçınmanın bu kadar zor olması ne tuhaftı. İnsan kadınları ister idealize etsin ister şeytanîleştirsin, her durumda erkeğe bağlı değerlendirip basitleştiriyordu. Belki de kadına adetâ bir sfenks karakteri yüklenmesinin temelinde büyük ölçüde, erkeğinkinden hiç de geri kalmayan eksiksiz insanîyetinin bu ağır basitleştirmeyle örtüşmemesi yatıyordu.
Sayfa 35 - iş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
“Dalıp gittiğim zamanlar gözümün önünde çeşit çeşit hayaller canlanıyor,” dedi. “Birtakım insanlar gelip gidiyorlar yanıma, kulağımda müzik sesleri, konuşmalar yankılanıyor. Ormanda, deniz kıyısında sere serpe dolaşıyormuşum gibi hissediyorum...”
Sözlerin anlamı ne denli güzel ve derin olursa olsun, çoğu zaman ne mutlu insanları etkiler, ne de mutsuzları. Bunların etkisini ancak konunun dışındakiler, kayıtsızlar hissedebilir. Çünkü mutluluğun ya da üzüntünün asıl anlatım gücü suskunluktadır.