Yalnız yolculuklarda sıyrılabildim.
Kompartıman kapısı açılıyor.
— Böylesine yalnız oturuyorsunuz. Bavulumu alıp geleyim, konuşuruz, diyor bir adam.
— Yalnız kalmayı yeğliyorum, diyorum.
O zamanlar, uzun, sıcak yaz akşamlarında, o yalnız adam, bu bahçelerde oturur, dans edenler ya da gazinoda çalışanlar arasından bir kızı kendine çekmenin özlemini duyardı. Gene bu bahçelerin önünde yağmur altında uzun saatler bir kızı bekleyip, iyice ıslatıp, gelmemesine karşın bekleyip, uzun bir süre hastalanmamış mıydı.
Çocukluk tutukluk, çocukluk sürgün. Torino kenti gibi. İnsanın kaçması gereken bir kesit. "Ölüler ülkesine yolculuğa" çıkmaması için, kaçması gereken bir kesit.