Bookworm

Bookworm
@Virginiawlf
İngiliz Dili ve Edebiyatı-Dilbilim
125 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Emma
7/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
Jane Austen her kitabında değindiği gibi bu kitapta da genel konu kadınların toplumdaki yeri ve yaşayışları. Kitabın ana karakteri olan Emma akıllı ve gayet asil bir kadın. Annesi ölünce babasına bağlı olan ve evin hanımı olarak adlandırılmıştır. Olay örgüsü Emma'nın çöçatanlığa atılmasıyla başlar. İşler karmaşık hal alır. Özellikle arkadaşı Harriet için daha karmaşıklaşır. Emma her zaman Harriet'i sever ama satırlardaki yansımalarda Harriet'in üstün bir tabakada olmayışından dolayı onun tarafından hor görülür. Bu kitapta eleştirdiğim şeylerden başka biri ise erkeklerin kadınlara bakış açısındaki basitlik. O zamanlar yani 19 yüzyıl İngiliz kadının tek düşündüğü denk biriyle evlenmek, eşine bağlılık, eşinin sözünden çıkmamak ve toplumda hoş görünmek. Jane bunları belki de bir eleştiei olarak yazmışsa da bu anlayış okurken beni rahatsız etti. Emma'nın gönül işlerindeki yanlış çıkarımlar etrafındakileri de yanlış etkileyip kendini suçlu hissetmesi de ayrı bir konu. Harrit'in bir yandan mutluluğunu isteyip diğer yandan onun bazı şeyleri hak etmediğini düşünmesi de ayrı bir çelişkiden başka bir şey değil. Kitapta çelişkiler ve ilişkilerdeki karmaşıklardan ziyade toplumun nasıl bir halde olduğunu görebiliriz. Gösterişe düşkünlük ve samimiyetsiz yüzler etrafta. Jane Austen o zamanın durumu çok net bir şekilde aktarmış. Kadınlara bakış açısı, evlilikler ve toplumdaki sınıf ayrımcılığı gibi bir çok önemli noktaya değinmiştir.
Edebiyat
EmmaJane Austen · Zeplin Kitap · 201614,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Bookworm

, bir kitap okudu
7/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
Jane Austen
7.8/10 · 14,2bin okunma
Dorian Gray'in Portresi
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2019 10. kitabı
Yazarımız olan Oscar Wilde kitabındaki diliyle bize o kadar çok şey ifade etmiş ki okurken satırların altını çizmekten kendimi alıkoyamadım. Kitabı genel olarak tanımlarsam farklı açılardan bakabiliriz. Genel olarak konu aslında kişinin kendiyle yüzleşmesi ve içindeki o kötülüğü yok edememesiyle alakalı. Onun dışında roman tamamen sanatla bağlantılı ve hedoizmin önemini hep vurgulamakta. Geleceği düşünmeye gerek yok anın tadını çıkarabiliyorsak mutluyuzdur. Dorian da tüm hayatı boyunca hazcılığa kendini adamış bir kişilik. İçinde yaşadığı çelişkiler, tutkular bir yana dışarıya yansıttığı kişi toplumun görmek isteiği bir figür sadece. Topluma belki ayak uydurmaya çalışıp kendi benliğini yitiren Dorian daha sonra kendisiyle başbaşa kalıyor. Bu yalnız kalışı ona kendi gerçekleriyle yüzleşmesine engel olamıyor. Bu vermiş olduğu içsel savaşın dışarıya yansıması bambaşka. Potreyi yaratan Basil karakteri ayrıca sanata kendini adayan, ilham kaynağı arayan ve bu ilhamı Dorian da bulan bir ressam. O zamanlar İngiltere 'de belki suç belki de ayıp olarak kabul görülen eşçinsellik bu satırlarda mevcut. Basil' in Dorin'a olan tutkusu ve sanatına bunu yansıtışından görebiliriz. Diğer bir bakış açısı ise İngiliz toplumuna karşı sert eleştiri. Oscar'ın bakış açısıyla o dönemin tüm gerçeklerini görmemiz mümkün. Zengin insanların yüceltildiği fakirlerin insandan bile sayılmadığı ve ikiyüzlülüğün çok olduğu bu gösterişli dünyada Dorian ve arkadaşı aslında bir sembol. Her ne kadar karakterimiz o toplumu eleştirse de onların içine girmekten kaçınmıyor. Ayrıca Dorian'ın aşka olan bakış açısına gelirsek de kadınlara karşı tutum bu kitapta en sevmediğim özellik. Kadınları basmakalıp şekilde tanımlamak ve sadece güzellikle ön plana çıkılması kadınlara karşı bir hakaret gibi. O dönemin
Edebiyat
Dorian Gray’in PortresiOscar Wilde · İndigo Kitap · 201799,1bin okunma
Dünyalar Savaşı
8/10
·264 syf.··
2019 9. kitabı
H. G. Wells bilim kurgu romanın kurucularından olduğunu kitabın her ayrıntısında kanıtlamaktadır. Okurken sanki bir kitap değil de bir filmin içindeymişsin hissiyatı geliyor. Bu kitabın kurgusunu iki şekilde değerlendirdim biri savaşların ülkeyi, insanlığı nasıl bir hale getirdiğini yansıtıyor diğer yandan da insanların bu dünyaya hep hakim olacağı yanılgısı açıkca ortada. Bizler bu evrende buraya sahipmişiz gibi yaşamımızı sürdürüyoruz ve kendimizi en üstün güç sanıyoruz. Peki bizden daha üstün güce sahip canlılar varsa? İşte bunu düşünen ve buna inanan belki az kişi vardır. Zaten kitapta da inanmayanları çok net vurgulamıştır. Ölümü düşünmeden yaşasak da hayatın gerçeklerinden kaçamayız tabi ki. Üstün varlıklar değiliz ve geleceğimiz belirsiz. Zora düştüğümüzde insanların nasıl kendini kaybettiğini, ahlaki duyguların yok olduğunu ve bencilliğin öne çıktığını görebiliriz. Diğer bir bakış açısı da Wells savaşın sonuçlarını, içsel karışıklışığı vurgulamış. Üstün güçler her zaman kazanmayabilir. Zayıf ve güçlü milletler bir arada da yaşayabilir. Aslında mesaj net ve barışçıl. Kendisi aynı zamanda metafizikle de ilgilendiğinden bu ilginin yansımaları da satırlar da belli. İnsanlığın evrimi, davranışsal yapısı her şeyiyle açık ortada. En önemli mesajlarından biri ise ihtiyacımız olmayan bir şey köreliyor ve artık zeka çağı olduğunu belirtiyor. Zihinle, bilimle ve araştırmayla bir gelecek oluşabilir insanlık için. Örneğin marslıları araştırmak ve onlar gibi geliştirmek mümkün. İnsanlığa zararlı olan şey tembellik, düşünmemek ve sorgulamamktır. Herbert bilime aşık, tutkulu bir yazardır. Bu tutkusu bilim kurguyu şekillenirdir ingiliz edebiyatında. Onun bakış açısıyla herkes aydınlandı ve yeni bir bakış açısı kazanıldı.
Edebiyat
Dünyalar SavaşıH. G. Wells · İş Bankası Kültür Yayınları · 20216bin okunma