Aşk ne cinsiyete, ne yasalara, ne de zamana bağlıdır. İnsan kendine karşı giderse, hayat da ona karşı gider. Hayatın dengesine, doğaya ve ayaklarımız zemine gömülürken bile hafif hissettiğimiz, kendimizle tam bir barış içinde olduğumuz sınırsız bir sevinçle insan olmanın bütünlüğünü duyumsadığımız o huzura inanıyorum. İşte o an, Tanrı'nın senin elini tuttuğu andır ve yapman gereken tek şey gülümsemek ve O'nu takip etmektir.
Adımı değiştirirsem geçmişi değiştirebileceğimi sanmıştım. Ama bu, insanların kendilerini kandırdığı yanılsamalardan biriymiş, ben de düştüm o tuzağa. Kendi isimlerimizin ve yaptıklarımızın kölesi olarak kalıyoruz. Sonuna dek.
Belli bir yas dönemi kuşkusuz doğaldır. Ayrılmak demek, kaybetmek, bir kayıp demek. Bir organımızı, kolumuzu kaybetmek gibi bir şey gelmemeli ama aklımıza. Belli bir süre canımız yanacak, elbette ki, üzüleceğiz. Ama gün geceye varıyor, gece güne varıyor. İzin verin, yaşayın. Yasın bütün evrelerini yaşayacağız ama geçecek. Bunu yaşamadan atlatmak mümkün değil. Yaşamak da dünyanın sonu değil.