Bu kadar korkunç olan şey, yalnızca aşklarının yarım kalması değildir, Eurydike'nin ömrünün adaletsiz ölçüde kısa sürmesidir. Yaşları daha büyük olsa bu trajik âşıkların hikâyesi bir şey kaybeder miydi? Henüz evlenmiş ama seksenlerinde olsalar, aynı adaletsizlik duygusuna kapılır mıydık? Çok genç birinin ölümünde, çok yaşlı birinin ölümünden daha dokunaklı bir şey var, değil mi? Dolu dolu, uzun bir hayat sürmüş birisi en sonunda öldüğünde, çok seviliyor ve yası tutuluyor olsa dahi, bunun bir trajedi olduğunu düşünmesi daha zordur. Hâlâ muazzam bir kederdir fakat bu kedere, ölen bir çocuğun ya da genç yetişkinin abesliği karşısında içimizi yakıp kavuran adaletsizlik duygusu eşlik etmez
Birisinin -bir ebeveynin- seni kendi hayatından daha çok sevmesi gerektiğini düşünmek başka şey, bunu talep etmek başka şey. Yaslı bir koca olarak Admetosa duyduğumuz sempati süratle geri çekilir. Ne tür bir adam kendisi yaşayabilsin diye sevdiklerinden ölmelerini isteyerek ortalıkta dolaşır? Çirkin derecede bencil bir adam. Bu da Alkestis'in fedakârlığını sorgulamamıza yol açar. Alkestis'in çocukları tamahkâr babalarındansa diğerkâm anneleriyle birlikte olsalar daha iyi durumda olmazlar mıydı?
Mitolojide Eurydike ile kocası Orpheus'unki kadar romantik çok az hikâye var. Yarıda kalan gençlik pathos'unun, kaybın katlanılmaz acısının ve ölümden bile sağ çıkan bir aşkın minyatür bir destanıdır. Aynı zamanda sıradışı bir hikâye çünkü Eurydike MÖ beşinci yüzyıla dek Orpheus'un hikâyesinde varlık göstermiyor gibidir ve Orpheus'un da bu tarihten evvel varlığına şahitlik edildiği söylenemez; mesela ne Homeros'ta ne de Hesiodos'ta Orpheus'un bahsi geçer.
Klytaimestra antik dünyada ve o zamandan bu yana bir kötü eş, hatta olup olabilecek en kötü eş simgesidir. Fakat haksızlığa uğramış, susturulmuş, değer görmemiş kızları için Klytaimestra bir nevi kahramandır: Evladı öldürüldüğünde susmayı reddeden, başına gelenleri kabullenip hayatına devam etmeyi hor gören, içinde bulunduğu kötü duruma uyum sağlamayan bir kadın. Aiskhylos'un Agamemnon'unun başında dört gözle beklediği işaret ateşi gibi yanar. Eğer bu, erkeklerin, onun öldüren öfkesinin resmedildiği bir şarap kabından şarap içerken tereddüt etmeleri anlamına geli-yorsa, bırakalım öyle olsun. En azından Aiskhylos'un tasvir ettiği Klytaimestra o erkeklerin korkusundan zevk alırdı.