Klytaimestra on yılını yalnızca duvar örtüsü dokumakla geçirmedi: Mecazi anlamda gizli planlar ve entrikalar dokudu ve gerçek anlamda ise Agamemnon'u, zekasıyla ah etmek için kullanacağı bağı ya da deli gömleğini dokudu. Bu er demli meşgale, cani amaçlara evrilmişti. Görünürde Agamemnon için hiçbir tehlike arz etmeyen duvar örtüleri bile Klytaimestra'nın onları bir kibri kışkırtmak için kullanmasıyla bir tuzağa dönüşmüştü. Koro, Klytaimestra'ya şaşkınlık ve dehşetle karşılık vermeyi sürdürür; suçundan ötürü sürgün edilmeyi hak ettiğini söyler Klytaimestra'nın yanıtı düşündürücüdür. Sürgün edilmesi gereken kişi oydu, der. Kendi kızını kurbanlık bir hayvanmış gibi katleden oydu. Bu konuda ne yaptınız peki? Hiçbir şey. Bakın ne diyeceğim, beni devirmeyi becerebilirseniz bu toprakları da yönetebilirsiniz. Eğer tanrıların kararı farklıysa buna katlanmayı öğreneceksiniz. Şüphesiz bu kadın, eğer mecbur kalırsa koskoca bir erkek kalabalığıyla çarpışmayı teklif eder. Koro onu yine eleştirir ve sonunda Klytaimestra kontrolünü yitirir: Adalet, Yıkım ve Öçün (hepsi yalnızca birer nitelik değil, birer tanrıçadır) hakkı için kurban etmiştir Agamemnon'u. Klytaimestra'nın dili kasten tahrik edicidir. Agamemnon kızını bir hayvan gibi kurban etmişti; Klytaimestra da ona aynı muameleyi gösterdi. Üstelik Klytaimestra bunu yaparken ilahi yardım aldığını ileri sürer. Kassandra meselesine döndüğünde ise ilave bir argüman daha sunar. Önce, Agamemnon Troyada Khryseis'in sevgilisiydi, der (Khryseis İlyada'nın birinci bölümünde Agamemnon onu babasına iade etmeye zorlanana dek, kısa bir süreliğine onun savaş geliniydi). Şimdiyse bu yatak arkadaşı, bu aşığı onun yanında cansız yatar. Yani Klytaimestra'nın, kızı İphigeneia'nın intikamını almak gibi tüm âlicenap ideallerine rağmen, daha derinde
Klytaimestra, ona zaferinin ayaklarının altına serilmiş kumaşları hak edecek kadar büyük olduğunu söyleyip, onu çıplak ayaklarıyla kumaşların üstünde yürümeye ikna ederek Agamemnon'un kibrine oynarken iki şey başarır. İlki oyundaki karakterler içindir: Agamemnon'un, karısının iradesine boyun eğdiğini ve emrettiği gibi bu paha biçilmez duvar örtülerinin üstünde yürüdüğünü görürler. Bir hükümdar muamelesi görmek Agamemnon'un gururunu okşar, öte yandan Klytaimestra on yıl içindeki ilk konuşmalarından zaferle çıkar. Agamemnon onun emrini yerine getirir.
İkinci başarısı, oyunu izleyen seyirci içindir. Agamemnon'un yağmaladığı mallarını taşıdığı savaş arabasını sürerek, yanında bir savaş geliniyle eve dönüşünü izlemişizdir. Şimdiyse bu adamın çıplak ayaklarıyla arabasından indiğini ve pırıl pırıl, mora çalan al renkte bir nehrin üstünden sarayına girdiğini izleriz. Agamemnon'un hikâyesini bilmeyenler bile evine gitmek için bir kan nehrinin üstünden geçtiğini görmeden edemez.
Lüks, ölümlü bir adama fazladır, tanrılar âlemine aittir. Fakat ayrıca çok egzotik, ecnebi, ötekidir ve böyle şımartılan her adam bir Grek'ten ziyade bir ecnebiye, bir barbara benzer
MÖ beşinci yüzyıl tiyatrosunun büyüleyici tuhaflığına bakın ki Aiskhylos, Sophokles ve bilhassa Euripides'in oyunları cinayet işleme, işkence etme, bebek öldürmeye muktedir, güçlü ve korkutucu kadınlarla doludur. Gelgelelim, daha önce bahsettiğim gibi, muhtemelen kadınlar Dionysia seyircisi arasına karışamıyor, dolayısıyla mitolojik emsallerinin temsillerini izleyemiyorlardı. Kadın karakterleri de erkekler canlandırıyordu, Grek oyunlarındaki tüm karakterler gibi maskeler takıyorlardı. Eşit ölçüde gariptir ki, çok kötü davranışlar sergileyen kadınların başrolde olduğu gerçeğine rağmen (belki tam da bu yüzden) erkekler bu oyunları izlemek ve eğlenmek için bir araya gelirlerdi. Gerçi özellikle bu oyunun ilk sahneye konuşundan sonra sık oynanmadığına dair emareler var, dolayısıyla belki de Aiskhylos'un kaleminden çıkma Klytaimestra, tiyatrodaki en dayanıklı adamlar dışındaki herkese fazla gelmişti