Sema

Mumyalamak konusundaki uzmanlıklarına karşın, Mısırlılar insan bedeni üzerindeki çalışmalarında ileri gidemedi. (…) Kalbin organizmayı yaşatan güç olduğunu, dolaşım sisteminin merkezinde yer aldığını biliyorlardı. Ebers Papirusunda, “damarlar tüm uzuvlara ulaşır,” yazmaktadır, “hekim parmağını ister hastanın alnına, ister ensesine, isterse eline (…) isterse ayağına dokundursun, kalbe ulaşır.” Buradan Leonardo’ya bir adımlık yol kalmıştı – ancak, o adımı atmak üç bin yıl sürdü.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İÖ 1850’den kalan Kahun Papirüsü doğum kontrol için kullanıldığı anlaşılan fitillerin reçetesini verir. Bu tedaviler Mısırlılardan, Yunanlılara, onlardan Romalılara ve bize intikal etmiştir; günümüzde güvenle yuttuğumuz garip karışımlar, dört bin yıl önce Nil kıyılarında mayalanmaktaydılar. (…)
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Horus, “lânetli bir ağaç”ta, iki hırsızın arasında, günahlarının kefaretini ödemek üzere asılır. Öldükten sonra gömüldüğü mezardan İsa gibi kalkar ve ‘Amen-ti’ olarak bilinen ‘Cennet’e veya ‘Öbür Dünya’ya yükselir. Dualarını ‘amen’ sözcüğü ile bitiren Hıristiyanlar gibi, Horus’a tapınanlar da ‘Amen-ti’ derlerdi.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Macrobius ve Paskalya Vakayınamesinin12 Hıristiyan yazarının da belirttikleri gibi, [kutlamalarda] “bir bebek Horus figürü ahıra benzetilen bir dekorun önüne yerleştirilen yemliğe yatırılır, yanına da İsis’in bir heykeli konurdu. Horus, bir anlamda, insanoğlunun Kurtarıcı’sıydı. Dünyanın ışığı olarak, karanlık güçlerden insanoğlu adına intikam alırdı.”
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Hıristiyan babalarından Rahip Julius Firmicus Maternus, 346’da derlediği ve Roma İmparatoru II. Constantius’a (317-361) ithaf ettiği Pagan Dinlerin Yanlışları (De Errore Profanarum Religionum) başlıklı kitabında, Diyonisus’un müritlerinin, O’nun “yakalanıp öldürüldüğüne” ve katillerinin “bedenini kesip parçaladıklarına (…) ve midelerine indirdiklerine” inandıklarını yazar. Bu olay, her iki yılda bir, inananlar tarafından “[Tanrı’nın yenilip yutulduğu] zalim bir şölenle” anılmakta, müritler “canlı bir boğayı dişleriyle parçalayarak yemektedirler.”
Sayfa 46·Kitabı okuyor