"Şafak vakti vedalaştık, gurub vaktinde buluşuyoruz. Bir genç kız ruhuna benzetiyorum bunları ben: Sabah güneş doğarken, genç kızın, yüreğini ilk açtığı sırada, yanaklarında utangaçlığından kaynaklanan pembelik vardır; batan güneşin kızıllığı da bu utancı unutan kızın damarlarındaki kızgın kanın yüzünde alevlendirdiği ateşe benzer."
"İçi kıyılıyordu. Yüreği, sanki üzerinde kanayan bir yara varmışçasına sızlıyor akıtamadığı gözyaşları yüzünden aynı zamanda tıkanıyor, boğulacak mış gibi oluyordu."