Fantastik/Bilimkurgu edebiyat tutkunu, mekanikleri eğlenceli, oynanışı ve hikayesi kuvvetli oyun bağımlısı, kaliteli tüm dizi/film türlerini izleyen, yapmak istedikleri için değil yapmak zorunda oldukları için vakti olan biri.
Büyünün bilgi ile anlamlandırılarak bilim olması. Veya bilgi olmadığında bilimin büyü sanılması. İşte Zelazny’nin Işık Tanrısı kitabı…
Işık Tanrısı, bilgiyle önümüzün aydınlanacağını ve bilgisizliğin yalnızca bir süreç olduğunu kendine öz olarak kabul ediyor ve bu özü kelimelerin gücüyle gösteriyor. Sanırım buna en güzel örnek kitabın kendisi olacağından buraya kitabın daha en başında bulunan bir paragraftan ufak bir kısım koymak istiyorum;
“Pusulanın dört yönünü mantık, bilgi, hikmet ve bilinmeyen oluşturur. Bazıları bu sonuncu yöne doğru eğilir. Diğerleri ise üzerine gider. Onun önünde eğilmek diğer üç yönü gözden kaybetmek demektir. Ben bilinmeye teslim olabilirim, ama bilinemeyene asla.”
Özellikle son cümlenin bilimin ışığında yürümeyi seven bizleri çok güzel tanımlandığını düşünüyorum. Bir şeyi bilemiyor veya anlayamıyor olabiliriz. Fakat önemli olan bilinmezliği araştırarak anlamlandırmaya çalışmaktır. Çünkü bilim her şeyi bilmek değildir, her şeyi bilme uğraşıdır.
Eh, bir bilimkurgu kitabında bilimin bulunması ve bilimin özünün anlatılması çok şaşırtıcı olmayacağından (veya insanın köpeği ısırması gibi haber niteliği taşımadığından*) ve başlangıç altı bilim tanımlarımın ilgi çekiciliğinin** incelemenin odağını kaydıracağından yavaştan kitabın dilini ve konusunu konuştuğumuz kısımlara geçebiliriz sanırım.
*Gezegen D01O02G03’de. Bu gezegende soyu tükenmekte olan alt ırk insanlığa zarar vermek gezegenden sürülmek anlamına gelmektedir.
**Düşen insan veya basit işleri beceremeyen insanların videoları gibi düşünebilirsiniz. Bu videolara bizim başımıza gelmediği için güler, keyifle vakit geçirir ve hapsoluruz. İlgimiz, odağımız orada kalır.
Kitabın anlatım dili diğer bilimkurgu kitaplarından alışkın olduğunuz dilden biraz daha farklı gelebilir. Çünkü Zelanzy