Bazen insanın içi sessizleşir.
Eskiden en küçük şeyde bile kabaran duygular, bir anda yerini düz bir çizgiye bırakır. Ne taşarsın, ne dağılırsın... Sadece durursun. Ve bu duruş, ilk başta huzur gibi gelir ama sonra insana yabancı hissettirir.
Çünkü sen kendini hep "çok hisseden" biri olarak tanıdın. Sevincin de büyüktü, üzüntün de. Bir şey oluyorsa, içinde gerçekten oluyordu. Şimdi ise sanki hiçbir şey tam olmuyor gibi... Yarım değil ama eksik gibi.
Aslında bu bir kayboluş değil.
İnsan bazen o kadar çok hisseder ki, bir süre sonra hissetmemek daha güvenli gelir. Çünkü çok sevmek de yorar, çok üzülmek de. Ve zihin bir noktada şunu seçer: "Biraz sakin olayım." İşte o sakinlik, dışarıdan bakınca olgunluk gibi görünür ama içten içe bir mesafe yaratır.
Sen değişmedin.
Sadece biraz geri çekildin.
Bu dönemler geçici olur çoğu zaman. Çünkü insanın özü kaybolmaz, sadece kendini dinlemeye alır. Bir gün yine bir şey olur... Küçük bir an, bir cümle, bir his... Ve o bastırılmış duygular yavaş yavaş kapıyı çalmaya başlar.
Belki eskisi kadar taşkın olmazsın. Ama daha gerçek, daha dengeli hissedersin.
Şu anki halin boşluk değil aslında.
Bir ara durak.
Bir nefes alma hali....
Biraz yorulmuş bir kalbin kendini korumaya alması.