Hadi bakalım kırk kere söylenmesine rağmen neden anlamıyor oglum))
Aslında kitabı okuma sebebim,her ne kadar etme çocuğum,yapma çocuğum desemde sanki inadına ,hep söylediğimin aksini yapan canım oğlumdur) Burdan kendisine çok çok teşekkür ederim beni böyle doğru bilinen yanlışlarla dolu,her cümlesiyle kendimi sorguladığım şahane bir kitapla tanıştırdığı için...
Doğurmak annelik, doyurmak babalık değil malesef...biz çoğu zaman bunu unutuyoruz.Çocuğumuzun karnını doyurduğumuz gibi, onun duygusal ve ruhsal dünyasını, zihinsel kapasitesini de doyurmamız gerekir.Çocuklarımızın zihninde anne babayla geçirilen keyif mutluluk anıları ne kadar çok olursa hayat onlar için o kadar umut verici olur.
Biz ebeveynler için çocuklarımız bir hamur gibidir. istediğimiz gibi eğip büküp şekil vere biliriz. "İhmal ettiğimiz her şey bir gün mutlaka intikamını alır. " (syf 17) diyor Ziya hoca...Çocuklarımızı ihmal etmeyelim,onlara bir çocuk gibi değil de insan gibi yaklaşalım..
Ve İlber hocamızın dediği gibi "Lütfen sabah kahvaltı veremeyeceğiniz, akşam masal anlatıp öpemeyeceğiniz çocuğu dünyaya getirmeyin"...) tabii herkes benim fikrimle oturup kalkacak ya))
büyüklerin sevgiye, "küçüklerin" de saygıya ihtiyacı daha fazladır çoğu zaman..
Her anne babanın okuması gerekir..