Vüsale

Sosyalizm, enternas­yonalizmi ve ezilen ulusların kurtarıcılığını savunurken, emperya­lizm, ulusçuluğu, emeği ile geçinenleri sosyalist düşüncelerden saptırmanın bir yöntemi olarak benimsemektedir. Emekçilerin ya­bancı uluslara düşmanlık duymaları sürdürülebilse kapitalistlere o kadar kızmaya zaman bulamayacakları düşünülmektedir. Bütün bunlar, uygarlığımızı yıkıma götürebilecek olan çatışmayı incele­mek için gerekli etkenlerdir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ulusçuluğa bağlanmış kişi, ken­di ülkesinin dünyanın en uygar ve en insancıl ülkesi olduğuna; oysa düşmanlarının akla gelebilecek her türlü kötülük ve kıyıcılıktan suçlu bulunduklarına inanır. Bizler bu denli uygar ve insancıl ol­duğumuz halde onlar böyle kötü ve kıyıcı iseler, biz de onlara haklı olarak her türlü kötülüğü ve kıyıcılığı uygulayabiliriz. İşte ulusçuluğun özü budur.
Ulusçuluk, sürü içgüdüsünün gelişmesinden doğmuştur. Yani ulusçuluk bir insanın; kendi sürüsünü, içinde yaşadığı topluluğu; bağlı olduğu ulus olarak kabul etmesidir. Bir ulusu oluşturan şey için kesinlikle söylenebilecek tek söz, ulus kavramının coğrafi açı­dan tanımlanabileceğidir.
Bütün dünya ülkelerinin işçileri, birleşiniz! sözü, işçilerin topluluk içgüdülerini ülkelerinden ayırıp bağlı ol­dukları sınıfa yöneltmek amacını güden Marksça bir çağrıydı. Gerçi bu çağırı, son savaşın da gösterdiği gibi, bugüne değin en küçük bir başarı sağlayamamıştır; ama bu durumda kalacağı da kesin değildir.
Kendi gereksinimlerini bir yaşam boyu çalışarak elde etme zorunluluğundan kurtulabilenler çok küçük bir mutlu azınlıktır. Böyle bir ça­lışma hem çok yorucudur; hem de kişinin bilgi, sanat ve eğlence konularındaki isteklerinin önüne aşılmaz bir engel koyar.