Vüsale

Uygar insanlığın büyük çoğunluğu, toplumsal borçlarının yalnızca kendi ülkelerine karşı olduğunu dü­şündükçe, dolayısıyla kendi ülkelerinin çıkarları için başka ülke­lerdeki insanlara az ya da çok zarar vermeyi haklı gördükçe, hiç bir diplomatik uyuşma ya da siyasal reform yaşanılır bir dünya yaratamaz.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Endüstrileşmeyi özellikle etkile­yen iki kurum var. Bunlar özel mülkiyet ve ulusçuluktur. Buna karşılık bu iki kurum da endüstrile.5me süreci tarafından büyük ölçüde etkilenmiştir. Aynı zamanda bu iki kurum uygarlığımızın geleceğini de tehdit etmektedir
Eski çağlarin Mısır ve Babil İmparatorluklarını Persler'in yık· tığını biliyoruz; Pers İmparatorluğunu Makedonyalılar, Makedon­yalıları Romalılar, Romalıları Germenler ve Araplar, Arapları Ger­menler tarihten silmişlerdir. Bu dönemlerin hepsinde de önce belli bir düzeye ulaşana kadar yükselip sonra eskiyerek yozlaşan uy­garlıklar yıkılmış, onların yıkıntıları üzerine yenileri kurulmuş, bu yeniden kuruluşlar bazen uzunca süren kargaşa dönemlerinden sonra olabilmiştir. Bugün eskiyip yozlaşmış uygarlığımız da yıkıl­maya hazır görünmektedir.
İnsanlar, bir zamanlar hoş vakit geçirme aracı olan savaşların, bugün-topyekun intihara dönüştüğünü; düşmanlıkları körüklemenin günümüzdeki yıkıcı güçler karşı­sında toplumsal yaşamayı olanaksızlaştırdığını anlamadıkça gelecek için umut yoktur. Gerek duyulan şey, moral gelişmesi­dir. İnsanlar hoşgörüyü, çatışmalardan sakınmayı öğrenmek zorundadır. Yoksa uygarlığımız hepimizin zarar göreceği ve utanç duyacağı bir biçimde yıkılıp gidebilir.
Bazı kişiler kumarhane açarak para kazanır; ama herkes kişisel ekonomik çıkarlarıyla davranırsa hiç kimse kumar oynamaz. Bunun gibi bazı kişiler de ulusçuluğu körükleyerek çıkar sağlar; ama yine herkes ekonomik çıkarına göre davransa ulusçuluk akımı ol­maz. Ulusçuluk, söylendiği gibi, aklı başında insanların davra­nışlarım yöneten akla uygun bir mutluluk çabası değil; insan yaradılışının derinliklerinde bulunan akıl dışı bir içgüdüdür.