"Bil ki! Namaz kılan kimse, Aziz ve Celil olan Allah'ın huzurundadır. O'nunla özel bir münacat (konuşma) halindedir. Öyleyse kimin huzurunda durduğunu, kime münacat ettiğini ve kiminle baş başa kaldığını bir düşün!"
Son olarak Kapitalizm insanları dünya hayatıyla ve süsüyle oyalamaya, böylelikle Allah'a ve âhirete yönelmekten alıkoyarak başka şeylerle uğraştırmaya dayanmaktadır. Böylelikle Kapitalizmin ürettiklerini tüketmeye devam etmelerini, doygunluk hissetmemelerini, satın almaktan geri kalmamalarını sağlamaya çalışmaktadır.
Dünya hayatını âhiretten daha çok sevmek ise, Allah'ın dininde haram kılınmıştır.
İşte Kapitalizm bu haram yollarla büyümektedir. Bu haram yolların en ağır olanı ise, Allah'ın savaş ilan ettiği faizdir…
“Hiçbiriniz kendisini küçük görmesin. Ümmetin sorumluluğunu başkasına bırakmasın. Hemen bugün kendinize önem göstererek başlayın… Günler geçiyor… Yarınlar yakın… Ömür kısa ve Ümmet sizi bekliyor…”
Tekfir meselesi dinin diğer hükümleri gibi bir hükümdür. Nikah, talak, köle azadı ve benzeri fıkhî meseleler nasıl ki şer’î ahkâmdan ise, tekfirde aynı şekilde şer’î ahkâmdandır…”
Bu söz, gerek fıkhî gerek toplumsal bağlamda tekfirin ne kadar merkezi bir konu olduğunu net şekilde ortaya koyar