“Hani ne insan şu oradakiler! Düşünsenize, hiç uyudukları yok.”
“Neden?”
“Yorulmuyorlar da ondan.”
“Neden yorulmuyorlar?”
“Çünkü aptal hepsi.”
“Aptallar yorulmaz mı?”
“Aptallar yorulur mu hiç!”
Onlar da cennet gibi yeşil tarlaları, bülbüllere yurt olan yeşil bahçelerini, beyaz sıvalı temiz ve mesut evleri düşmana bırakmış kaçmışlardı. O beyaz yurtların içinde öldürülen duvaklı gelinlere kadar, sevgililerin kızıl anıları vardı. Onları Anadolu’ya doğru iten kanlı kasırganın batıdan gelen eski siyah bulutlardan, yoğun dumanlardan doğduğunu biliyorlardı. Zavallı toprağında henüz düşman görmemiş olan Anadolu bu felakete tepki göstermeden biraz durdu fakat sonunda o da uyandı ve nasıl uyandı…
Yazdığım hikaye benden çok sevdiğim insanların hayatına aittir. Fakat ben de onların arasında yaşıyorum ve kendi hayatım, onların hikayesiyle başlıyor.
Kendimle baş başa kalıpta eskiyi düşününce yanlış kararlar aldığını biliyorum. Fakat nasıl oluyorda bu kadar yanlış kararlar almayı başardığını bilemiyorum: Basireti bağlı maalesef ki..