-İnsanı her şey terk eder yine ayakta kalır. Peki ya hakikat terk ederse,hakikat bildikleri..?
-Peygamber efendimiz buyurmuş,Allah’ım bana şeyleri olduğu gibi göster.
-Şeyleri olduğu gibi görecek gücüm var mı? Hz. Musa gibi yıkılmaz mıyım?
Son nefesim çarpışırken sol yanımla
Omzumda kesif bir dargınlık yükü
Saçlarının esintisi okşarken ruhumu dilimde eski kadim ezgilerden bir yarım hece
Benliğim deniz dalgalarıyla arınırken cürmünden içimde ölen tahir mel’unlar
Kaderin sıkı örülü sicimleri arasından kayıp giden ayağı aksak zaman
Söyleyin, eskisi gibi hissettirir mi gözler bağlıyken bakmak seraba
Hilal
Zifri karanlık yıldızsız gecede gözümün seçtiği tek hare
İnceden esen yelle içimi sızlatan ey zarif sevda
Ruhumun karanlık odalarında çırpınırken yaralı bir serçe
Gözünün yeşiliyle dünyamı boyayan adam
Aşka meftun bir kul iken diğer yarısı olmadan çürümeye yüz tutmuş bir yarım elma
Eyüp sabrın yeter mi kanayan bağrını deşen aşk hançeriyle mülaki olmaya
Hilal
“Yazdığım şu küçük konudan büyük sonuçlar çıkarmayı istemek aşırı görünebilir. Ama ben her şeyin küçük gerçeklerde yattığına inanlardanım. Çocuk küçüktür ama büyük insan onda gizlidir. Beyin dardır ama düşünceyi barındırır. Göz nokta kadar olsa da engin mesafeleri kucaklar.”