Bir zamanlar, vücudumda bir düelo yarası olmasını isteyecek kadar aptal olduğum dönemler oldu,” dedi Nietzsche, burun köprüsü üzerindeki küçük bir yarayı göstererek. “Ya da en fazla ne kadar bira içebileceğimi denemek gibi saçmalamalar. Hatta orduda bir kariyer yapmak gibi bir aptalığa bile kalkıştım. O genç yaşlarımda, bana kılavuzluk edecek bir babanın olmadığını hatırlatırım.
Böylece, onlardan ayrı kendi düşüncelerimi oluşturuyorum. Entelektüel bakımdan kendi yağımla kavrulmak zorunda kaldım. Belki de iyi bir şey. Belki de bu yüzden dürüst bir filozof oldum. Yalnızca kendi deneyimlerime dayanarak yazıyorum. Yani yazılarımı kanla yazıyorum ve en iyi gerçek, kana bulaşmış gerçektir!”
Siz nöbetlere stresin sebep olduğunu söylüyorsunuz; ama bazen gerçek bunun tam tersi, yani nöbetler stresi dağıtıyor. Benim işim stresli. Varoluşun karanlık yönüyle yüz yüze gelmem gerekiyor ve migren nöbetleri de ne kadar korkunç olursa olsun, beni sarsarak devam etme gücü veriyor olabilir.”
migrenin temel sebebinin, kişinin stres düzeyinde yattığına inanıyorum. Strese yol açan birçok psikolojik sebep vardır; örneğin kişinin işinde, ailesinde, kişisel ilişkilerinde ya da cinsel yaşamında yolunda gitmeyen durumlar. Kimileri bu görüşü geleneksel düşüncelere aykırı bulsa da ben tıbbın geleceğinin bu sularda olduğuna inanıyorum.”
“Bu ritim bozukluğunun altında yatan nedir? Yani, nedenlerin nedeni? Sonunda Tanrıya mı varacağız, mutlak hakikatin sahte arayışında yapılan son hata?”