altı üstü

altı üstü
@WhatThePunk
"Hepimiz ölecek yaştayız" Deniyorum, arıyorum ve bazen çuvallıyor,saçmalıyorum. Kibir, acziyet ve var olma kaygısı içinde insan olmaya, insan kalmaya çalışıyorum.
5 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Veda : su axan arxdan bir də axar
Artık yazmak iyi gelmiyor. Burası da bir algoritma diyarı, burası da kimliğimin kimliksizleştiği bir yer oldu. Bir ahtapot gibi birçok kolumla, farklı kişiliklerimle sardım burayı. İş için eğitiliyorum, bir köpek gibi. Oysa, merhaba ben insan düşünen, hisseden, uyuyan, sıkılan... Desene bana nasılsın, ne gelir elinden? Zihnin nerede hızlanır nerede yavaşlar? Epey aşağılayıcı, diploma ve devamsızlık kaygısıyla yürütülen eğitim ve adı batasıca kariyer. Aşk, "başka ne olsundu hayatın mazereti" Aşk, hayatın cilvesi, dansı, şekeri, ekşisi, battaniyesi... Ruhumun açlıkları, dopamin aksı bozulmuş beynim.... Umutsuz romantikliğim, yakamı bırak, değişeyim. "Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi" Artık sabırsız cinler gibiyiz bizler. Ne oluyor bize böyle? Hazlarımızın peşinde kahve kuyruğuna giren insanlar olmuşuz, giysi diye giydiklerimiz bırakın gözlerden havadan bile korumuyor bizi. Çıplaklık ruhlarımızdan başlıyor, soyunuyor ruhlarımız nurlardan. İnsanları güzellikleri için övmek, fiziksel olan geçici güzelliğe teşvik etmek ne?! Her yere güzellik merkezleri açılıyor, ruhunu güzel kılmak niçin kimse istemiyor? Bunca doktor kafayı mı sıyırdı paranın kölesi olacak kadar? İlaçlama şirketlerine döndü hastaneler. Buyrun efendim, 2 oral, 5 fısfıs, muhtemelen tam iyileşmediğiniz için kısa sürede yine hasta olacaksınız. İnsan, çabaları için, gösterdiği zahmet için, kıymetiyle kıymetlendirdiği için, övülür.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
boğa zamanı
Yaklaşıyoruz o ilk doğduğun günlere -yaklaşmadan İnsan bir kere ölmediği gibi bir kere de doğmaz. -bak yaşıyoruz hala Bir maske olmuş nefesime diyemediklerin. -ne olur ah etme Sen toprağın gururlandığı rayihaların ve renklerin albenisinin göğün şifalı sularının, ve gülüşlerinin başladığı zamanda, Yakılan ateşler arasında vardın buraya. Kainat, o anda, nasıl değişti? - o ruh hangi gizemi getirdi Bir bebek... Venüsyen, cilveli pürüzsüz sevgi nihayetsiz hüzün gözleri -gözleri sözsüz bir veda olmalı Dolgun yanakları, -yanakları hep mutlu olacak mı?
Ben, b-ben mi?
Görülüyorum... Bu acı veriyor, Işığa duyarlı benliğim, tekleyebilir- kalbim. Söyleme adımı, bilmesin kimse. Fotoğrafımı çekme! Duygularımı kıstırmak... Acımasız bir hamle Zavallılığım genleşiyor, iltifatlarla bakışlarla... Kahretmesin! Kahretmesin! Rezilim! Kaçtım ansızın sokağa Peşimde gece Peşimde kornalar ve parlak çok parlak ışıklar. Gölgesine kaçan biriyim ben. Tut ellerimi, tut sıcağa sokulmaya kedi kadar ihtiyacım var
"Bana elinizi verin lütfen." (Beklenmedik bir şekilde uzanan eli öptü) "Ne yapıyorsunuz?" diyerek elini çekti. "Siz en iyisi beni yalnız bırakın," diyebildi. “Sizin elinizi değil, taşıdığınız kalbi, siz oluşunuzu öpüyorum. Ve kendi içimde can veren ruhumu."
"İçlerinde kaynayan, fışkırmak isteyen fakat çıkış yoku bulamayan bir şey vardır. "