Gecelerim o sabahla sona erdi. Kötü bir gündü. Yağmur yağıyor, kasvetle pencereme vuruyordu; odam karanlık, dışarısı kül rengiydı. Başım hem ağrıyor hem de dönüyordu; gövdemi ateş basmıştı.
Tanrı onu affetsin! Ama beni incitti, kalbimi kırdı. Benim de, benim de ona olan sevgim tükendi, çünkü ben ancak mert, beni anlayan, iyi yürekli birini sevebilirim...
Bana merhamet gösterebilecekseniz, beni tesellisiz, umutsuz, yazgımla baş başa bırakmayacaksanız, beni daima şimdiki kadar sevecekseniz, o zaman size yemin ederim ki minnettarlığım... aşkım sizinkinden aşağı kalmayacaktır... Şimdi elimi tutacak mısınız?
Söylesenize, neden hiçbirimiz birbirimize karşı kardeşçe davranmıyoruz? Neden en iyi insanlar bile sanki hep başkalarından bir şeyler gizler, hep susar? Sözlerinin yel olup gitmeyeceğine emin olduğun zamanlarda bile neden yüreğinden geçenleri dosdoğru söylemezsin? Herkes olduğundan daha ketum görünüyor, sanki hemen dile getirirlerse duygularının zedeleneceğinden korkuyorlar...
Böyle bir sevgi başka zaman olsa yüreği üşütür, ruha ağır gelir. Senin elin soğuk, benimkiyse ateş gibi sıcak. Ne kadar körsün Nastyenka!.. Ah! Mutlu bir insan ne çekilmez oluyor bazen! Ama sana kızamam ben!.."