Ayşe

Şair olacağım diye sağ temporal lob epilepsisi geçiremem
… birçok “new age” gurusu ve mistiğinin iddia ettiği gibi hepimiz dili açılmamış şairler miyiz? Her birimizin sağ yarıküresinde işlenmemiş bir güzel şiir ve uyak potansiyeli mi saklı? Eğer öyleyse, bu gizli yeteneği nöbet geçirmeden ortaya çıkaracak bir yol var mı?
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
O kadar doğru ki
Sonuçta, bir hastayı inceleyip tedavi ederken, kendi kendine şu soruyu sormak her zaman doktorun görevidir: Hastanın yerinde olmak nasıl bir şey ve onun yerinde olsaydım ben ne yapardım? Kendimi onların yerine koyduğumda, hastalarımın çoğunun gösterdiği metanet, sabır ve cesaret beni hep şaşırtmıştır, ne tuhaftır ki, bazen bizzat trajedi hastanın yaşamını zenginleştirip yeni anlamlar kazandırır. Bu nedenle, duyacağınız birçok klinik hikaye üzüntülü bitse bile, bunlar aynı oranda, talihsizliklere karşı insan ruhunun zaferinin de hikayeleridir.
Nörobilime tutkumun açık ifadesi aşağıdadır.
Fakat konu çözülsün veya çözülmesin, nörolojiyi tüm disiplinler içinde en çekici kılan şeyi, bütün çabaya eşlik eden o entelektüel macera ruhunu aktarmayı ümit ediyorum. Sherlock Holmes’un Watson’a dediği gibi: “Oyun başlıyor.”
Şuna inanıyorum ki tıp alanında çalışan bir bilimci olmak, narkotik köpeği olmaktan çok farklı değil.
Bir kişi olarak neden zaman ve mekan içinde yer almak zorundayız ve öznel deneyimin yekpare bütünlüğünü oluşturan şey nedir?