" Ya Resûlullah! Sensiz bir hayatı ben ne yapayım "
-Bir yerin mi ağrıyor? Yoksa hasta mısın?
+Ya Resûlullah ne ağrım var ne sızım. Senin yanına gelip gittikçe sohbetinde bulunuyorum. Burada, Medine de olmama rağmen seni bir kaç saat görmediğimden dünyam kararıyor, ne yaptığımı bilemiyorum. Neşem kaçıyor, kendimi yalnız hissediyorum. Sonra ahiretim aklıma geliyor. Yine hüzünleniyorum. Cennete girsem bile, orada, sen bir peygamber olduğun için cennette başka peygamberler, sıddıklar ve şehitler ile yüce makamlarda olacaksın. Ben Cennete girsem bile daha aşağı mertebelerde olacağım ve senden mahrum kalacağımdan korkuyorum. Eğer ben cennette sensiz olacaksam, o cenneti ben ne edeyim? Seni göremeyeceğim cennet bana cehennem olmaz mı? Eğer giremezsem sana zaten ebediyen hasret kalacağım. O zaman benim halim nicedir?
Bu yoğun cümleler karşısında şefkat peygamberi tebessüm ederek müjdeyi bir kez daha tekrarladı :
-KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR.
Aslında birçok kez duyduğu bu müjdeli haber kendisine doğrudan verilince o sahâbi öyle heyecanlandı öyle sevindi ki bir taraftan gözyaşlarını silip bir taraftan da
+ Ya Resûlullah! Yani ben... Şimdi... Seni... Cennette burada gördüğüm gibi görebilecek miyim?
Hz.Peygamber de
-Evet Sevbân Kişi sevdiği ile beraberdir sözünü yineledi.
Sayfa 73 - Buharî, Edeb, 96 ( Kişi sevdiği ile beraberdir. )