hangi akşam kapımı çalan sen değilsin
sen değil misin
gizli bir kıvılcım gibi gözbebeklerimde duran
umutsuzlandığım her akşam
senin rüzgarın almıyor mu uğultulu yorgunluğumu
bu rüzgarın tadı senin hiç tatmadığın
bu yolcular bilmediğin bir yerden geliyor
konuştukları dil ömrünce duymadığın
gözlerini sakla sen burda bir yabancısın
akşam tren yaylarına yağmur yağıyor
sonra aşk sıyrılmış dört gün bir gece
iki bıçak hızıyla yaşadığımız
ateş ve barut gibinsımsıkı içiçe
birbirimizin avuçlarına kapanışımız
sabırsız dudaklarımıza değdikçe
rüzgarın sünger gibi köpürmesi
aklımıza dakae limanı geldikçe
zehirli gözlerimizin yaşarması
kaybettiğimiz kaybolduğumuz vs..
yarın şafakla bir konsolosluğun kapısındayım dakar için fransız vizesi isteyeceğim
-... pardon monsieur! je vais vous demander un visa, si c'est possible, pour dakar