Güvenilmez anlatıcıların olduğu hikayelere karşı özel bir ilgim olduğunu itiraf edeyim.. Dövüş Kulübü, Zindan Adası gibi. Bu beni hem hikayede tutuyor hem de zihnimde olası alternatifleri doldurmak için hayal gücümü tetikliyor.
Ağızdan Ağıza da durum biraz farklı gibi . Çünkü bu sefer anlatıcı beni kandırmaya çalışmıyor. O daha çok kendini kandırıp buna inanmış ve bana hikayeyi böyle anlatıyor.
Açıkçası okurken kendimi sorguladığım çok yer oldu.
Birinin hayatını kurtardığınızda onun hayatında bir alanınız olduğunu düşünmek çok tuhaf bir şey. Jeff olayları anlatırken, Francis’in hayatına nasıl sızdığını, yaptığı iyiliğin ( sanırım ona göre ona bir yaşam bahsetmişti) görünmesini nasıl vahşi bir içgüdü ile arzuladığını ve bunun esiri olduğunu görüyoruz. Bu da hikayeyi tekinsiz bir gerilime sürüklüyor.
İyi biri olmanın, yoksunlukların, yaptığınız bir eylemle görünür olmanın ve elbette bunların gölgesinde egonuzun size oynadığı karmaşık olayların kıyısında gezindiğiniz bir hikaye okumak isterseniz bence çok iyi bir seçim.