Cehennem...Evrilerek sosyalleşen insanın , elleriyle yarattığı bir dünya.. Bu dünyayı yaratırken o kadar acımasız ve kibirli davranıyor ki, doğa da onun dışında hiçbir canlı güvende değil. Aslında kendi türü de değil.. Yakalar arası köprüler kuran insanlık, benzer köprüleri kendi aralarında kurmak konusunda hiçte hevesli davranmıyor. Aksine agresif bir saldırganlık ile kendi türünü yok eden en vahşi canlıya dönüşüyor. Altın, gümüş ve adını unuttuğu onlarca maden için, toprak için, para ve onun sağladığı iktidar için gözünü kırpmadan öldürüyor. Kadın , çocuk, masum demeden onları köklerinden söküp, değersiz bir paçavra gibi fırlatıyorlar. Bencil ruhlarının kölesi olanlar için bir insanın renginden, inancından, fikirlerinden daha tehlikeli bir şey yok çünkü. Çalışarak, emek vererek yükselmektense, çalarak güçlenmek işlerine geliyor. Kendinden zayıf olanı ezmek, onu kullanmak, kanının son damlasına kadar döküp, ruhunu bedeninden arsızça çekip çıkartana kadar pes etmiyorlar. Terlerinde boğdukları diğerlerini ötekileştirerek , asla kaybetmeyeceklerini düşündükleri bir oyunu kurguluyorlar. Kazanıyor, kazandıkça kaybediyor lakin ruhları bir ifrite dönüşüne dek durmuyorlar. Merhametsiz, aç, lanetli ve isyankar bir ruhu, kibirden şişmiş, garip, eğri büğrü vücutlara hapsediyorlar. Ötekiler yavaş yavaş erirken, güçsüz kas ve kemikten ibaret mevcudiyetleri fazla dayanmıyor. Kanları suluyor toprağı, onlardan geriye ne kaldıysa gübre oluyor.. Böylece tekrar tekrar hayat buluyorlar. Yeşeren her çiçeğin bünyesinde ki yaşam dolu öze dönüşüyorlar.............
Hayatım boyunca, henüz küçücük bir kız çocuğu olduğum zamanlarda bile insanları sadece bir kıstasa göre ayırdım. O yüzden kişiliğimin oturmaya başladığı yaşlarda bir tarafım olmadı...sağ , sol... ateist, teist... siyah, beyaz