Winter Swan

Winter Swan
@Winter_Swan
Kitap kurdu.. Fizik, Astrofizik, Astronomi ve Biyoloji meraklısı.. Stephen King hayranı.. Sıkı bir korku ve bilimkurgu sineması takipçisi..okyanus ve doğa tutkunu...
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
Soğuk, çürümüş, her türlü illetle adeta irin döken bir katmanın sardığı ruhların yarattığı cehenneme hoş geldiniz. Eğer Cehennemin sadece öldükten sonra yaşanacağını sananlardansanız gerçekten çok masum insanlarsınız ve ben size gıpta ediyorum. Çünkü benim ruhum ne o kadar saf ne de lekesiz. Hayatım boyunca güZellikleri görmek için çırpındım. Bana dediler ki eğer göremiyorsan senin camların kirli. Belki de derdim kendi kendime.. en sevdiğim masalda ki gibi... Karlar Kraliçesinin kin ve nefret ile parlattığı sırçanın, milyonlarca kıymığından biri benim gözlerime denk gelmiştir. Umman mavileri ıssız grilere çevirmiştir. Ama masalları suçlamak ne kadar doğruydu ki? Hem kim severdi kırmızı başlıklı kız masalında hain kurdu. Yok yok masalların suçu yoktu. Bende vardı bir sorun. Pembeyi sevmedim, herkesin sevdiğini sevmedim.. çünkü bir şey ne kadar sevilirse o kadar uzaktı bize...benim gibi olanlara.. farklı olduğu için yaftalananlara. O yüzden ''Boyalı Kuş'' çok güzel geldi bana. Çünkü ben ve benim gibi farklılaştırılıp yabancılaştırılan herkes boyalı bir kuştu aslında. Ne zaman kuytu yuvalarımızdan yakalanıp tıkıştırılsak kafeslere(binbir aldatıcı sözle) bitmek bilmeyen bir öfke sarardı minnacık bedenimizi. Sıra bize geldiğinde boyanırdık alacalı renklere. Sonra salınırdık ait olmadığımız ışıltılı bir gökyüzüne. Işık körüdür boyalı kuşlar. O yüzden kontrolsüZce arasına katılır birbirinin kopyası yüzlerin. Hoyratça gagalanır, sarsılır, nefret ile parçalanır bu kuşlar. Mavi gökyüzü kızıl toprağa karışır. İnsanoğlunun ruhu o kızıllıkta boğulmuştur sayısız gibi anlarda. ... Jerzy Kosinski... Boyalı kuşlardan biri. Çocukluğunda yaşadığı savaş kabusunu birazda kurgulayarak bizlere sunmuş. Adı bile olmayan(aslında buna ihtiyacı da olmayan) siyah saçlı, esmer, kara gözlü bir
Boyalı KuşJerzy Kosinski · E Yayınları · 20185,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünya onu avucunun içine almış, zevk,şehvet, miskinlik ve nihayet kötü huyların her zaman en aptalcası olduğunu düşünüp hepsinden çok küçümsediği ve alay ettiği açgözlülük onu ele geçirmişti.
Sayfa 82 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2018 169. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2018 17:41
Cehennem...Evrilerek sosyalleşen insanın , elleriyle yarattığı bir dünya.. Bu dünyayı yaratırken o kadar acımasız ve kibirli davranıyor ki, doğa da onun dışında hiçbir canlı güvende değil. Aslında kendi türü de değil.. Yakalar arası köprüler kuran insanlık, benzer köprüleri kendi aralarında kurmak konusunda hiçte hevesli davranmıyor. Aksine agresif bir saldırganlık ile kendi türünü yok eden en vahşi canlıya dönüşüyor. Altın, gümüş ve adını unuttuğu onlarca maden için, toprak için, para ve onun sağladığı iktidar için gözünü kırpmadan öldürüyor. Kadın , çocuk, masum demeden onları köklerinden söküp, değersiz bir paçavra gibi fırlatıyorlar. Bencil ruhlarının kölesi olanlar için bir insanın renginden, inancından, fikirlerinden daha tehlikeli bir şey yok çünkü. Çalışarak, emek vererek yükselmektense, çalarak güçlenmek işlerine geliyor. Kendinden zayıf olanı ezmek, onu kullanmak, kanının son damlasına kadar döküp, ruhunu bedeninden arsızça çekip çıkartana kadar pes etmiyorlar. Terlerinde boğdukları diğerlerini ötekileştirerek , asla kaybetmeyeceklerini düşündükleri bir oyunu kurguluyorlar. Kazanıyor, kazandıkça kaybediyor lakin ruhları bir ifrite dönüşüne dek durmuyorlar. Merhametsiz, aç, lanetli ve isyankar bir ruhu, kibirden şişmiş, garip, eğri büğrü vücutlara hapsediyorlar. Ötekiler yavaş yavaş erirken, güçsüz kas ve kemikten ibaret mevcudiyetleri fazla dayanmıyor. Kanları suluyor toprağı, onlardan geriye ne kaldıysa gübre oluyor.. Böylece tekrar tekrar hayat buluyorlar. Yeşeren her çiçeğin bünyesinde ki yaşam dolu öze dönüşüyorlar............. Hayatım boyunca, henüz küçücük bir kız çocuğu olduğum zamanlarda bile insanları sadece bir kıstasa göre ayırdım. O yüzden kişiliğimin oturmaya başladığı yaşlarda bir tarafım olmadı...sağ , sol... ateist, teist... siyah, beyaz
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2018 165. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2018 22:45
Şikago Mezbahaları... Büyük hayallerin ülkesi Amerika Birleşik Devletleri’nin omuzlarına çıka çıka, yerden yere vura vura, insanlığa dair içlerinde ne kaldıysa söke söke aldığı işçilerin sayesinde nasıl güçlendiğinin anlatıldığı dehşet dolu bir masal. Litvanya’dan sevdiği kız ve onun ailesi ile canavarın yüreğine göçen, güçlü ve gözü kara genç Jurgis ile peşinde sürüklediklerinin, karşılaştıklarının ve yoldaşlarının hikayesi.. Hayattan tek beklentileri sımsıcak bir yuva olan bu kalabalık ailenin, yakıcı soğukta damla damla yok olmalarının hüzün dolu seyir defteri.. Dönemin, ABD ekonomi ve sanayisinin nasıl bir çarka dönüştürüldüğünü tüm çıplaklığı ile görüyoruz. Yılda 300 dolar kazanamayan işçilerin , açlık, sefalet, hastalık, umutsuzluk, yolsulluk, onca tehtit ve harcanmışlık sonunda canlı birer cenazeye dönüştürülüşünü izliyoruz. Bu karanlık masal Jurgis ve ailesinin kanlı mezbahalarda işe başlaması ile başlıyor. Başta herşey çok güzel.. canavarın yüreğindeler çünkü. Sıcak bir yuva alıyor, birleştirdikleri paralar ile ödemeye başlıyorlar. Bir kaç yeni eşya , yeterince şanslılar ise köşeye biraz birikmiş para.. kan, domuz pisliği, sığır bağırsağı kokan bir para.. lakin hayatta her güzel şey gibi bu pek ingilizce bilmeyen cahil Litvanyalı insanların, geçici huzuruda yerini yavaş yavaş karmaşaya ve içinden çıkılmaz bir kaos’a bırakmaya başlıyor. Patronunun tacizi, hastalık, aniden işsiz kalmalar, soğuk derken yavaş yavaş canavarın midesine kadar iniyorlar. Artık şartlar daha zorlayıcı. Dönem dönem açlık krizleri, ölümler baş gösteriyor. Jurgis herşeyin karşısında durmaya çalışıyor. Yeterince güçlü olmadığını anladığında ise yüklerinden kurtulmak istiyor. Kaçıyor.. Okurken kendinizi sorguluyorsunuz. Ben olsam ne yapardım ??? ... Onun kaçısı geride kalanları ve
Şikago MezbahalarıUpton Sinclair · Sel Yayıncılık · 20261,184 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2018 7. kitabı
Hayatın tersi ve yüzü... Adam önündeki müsveddelere uzun uzun baktı. Tüm düzeltmeleri yapmıştı. Son bir imza ve herşey yoluna girecekti. Gözlerini kapattı. Düşünceleri korkunç bir hız ile çarpışıyordu yorgun zihninde. Eski bir ev belirdi gözlerinin önünde. Pencerede oturan yaşlı bir kadın gördü. Öylece bakıyordu kadın alacakaranlık ile bulanmış sessiz enginlere. Eve girdi adam. Herşey tanıdık bir o kadar yabancıydı. Pencerenin önünde ki kadın yatağındaydı şimdi. Bembeyaz saçları kardan bir başlık gibi sarmıştı kefen kadar mat yüzünü. Gözleri nemli, dudakları yarı aralık bir şeyler fısıldıyordu kadın. Elinde bir tesbih yakınıyordu. Öğürmeye başladı. Sidik kokusu ile birleşen ağız kokusu midesini kaldırdı adamın. Yaşlılık ne garip şeydi. Tıpkı bir bebek gibi çaresizdi. Altına pisliğini yapıp, onunla karışıyordu. Tüm o bitmek bilmeyen hırslar yok olup gidiyordu. Yaşamın tüm anlamı değişiyordu. Hayat için onlarca çaba görünmez oluyordu. Bir zamanlar ne kadar güçlü olursanız olun, yaşlılık size hakim oluyordu. Sizinle adeta ''Alay'' ediyordu. Birden bir ışık belirdi odanın ortasında. Uçuşan binlerce anı zerresi kapladı heryeri. Bir tanesi gelip burnunun ucuna yerleşti. Adam ürpererek dokundu ona...Pencerenin önüne oturmuş dışarıyı seyrediyordu. Şimdi küçük bir çocuktu. Annesini bekliyordu. Büyükannesinin dayaklarından kaçabildiği zamanlar tek yapabildiği buydu zaten. Cehennemi olan pencereden yola bakar, onu çok seven annesinin topuk seslerini duymak için bıkmadan, sabırla beklerdi. Hep merak ederdi çocuk...cennet nasıl bir yerdi ?Tanrı ona bunu göstermek isteyecek miydi ?Yoksa cennet annesinin koynunda uyurken gördüğü rüyalar kadar yanıltıcımıydı. Güneş doğunca dağılıp gidermiydi ,rengarenk bir sis öbeği gibi ? Evet miydi yoksa hayır mı cevap...Bence dedi çocuk ağzını
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20197,1bin okunma