Karanlık Tutkular serisinin üçüncü kitabı Aşka Düşünce'yi an itibarıyla bitirmiş bulunmaktayım. Açıkçası kitabın ilk 20-30 sayfasını okurken beni biraz sıkacakmış gibi hissettim. Hatta serinin diğer kitaplarına göre daha yavaş ilerleyeceğini düşündüm. Ancak yaklaşık 50-60 sayfa sonrasında hikâye öyle bir açıldı ki elimden bırakamadım. Hatta şu an için seride en sevdiğim kitabın bu olduğunu söyleyebilirim.
İlk iki kitapta kadın karakterleri erkek karakterlerden daha çok sevmiştim. Erkek karakterler de güzeldi ama benim için kadın karakterler daha ön plandaydı. Bu kitapta ise durum tamamen tersine döndü. Ras benim için kitabın yıldızıydı. Tam anlamıyla bir green flag karakterdi. Koruyucu, anlayışlı, sabırlı ve sevdiği kadın için her şeyi göze alabilecek bir adamdı. Gemma'yı da sevdim fakat bazı noktalarda ona sinir olduğumu söylemeliyim. Evet, çocukluğundan beri baskı altında büyütülmüş, ailesi için yaşamaya zorlanmış bir karakterdi ama yine de bazı gerçekleri daha erken görmesini ve bazı kararları kendi adına almasını isterdim. Bu yüzden zaman zaman beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.
Konuya gelecek olursak, Gemma'yı ilk kitaptan zaten tanıyoruz. Kendisi Vale'nin kardeşi. Vale ve Damiano'nun hikâyesini ilk kitapta okumuştuk. Gemma ise yıllardır ailesinin beklentileri doğrultusunda yaşayan, kendi hayatını ikinci plana atan bir karakter. Babasının baskısıyla Rafael ile evlenmek zorunda bırakılıyor. Aslında bu evliliği istemiyor fakat ailesinin zarar göreceğine inandığı için kabul ediyor.
Ras ise Damiano'nun en güvendiği adamlardan biri ve uzun zamandır aile için çalışan biri. İlk kitaptan beri Gemma ve Ras arasında bir çekişme olduğunu görüyorduk. Sürekli birbirlerine laf sokuyorlar, birbirlerini sinir ediyorlar ama aynı zamanda aralarında inkâr edilemez bir çekim de